Terörün Gerçek Kökeni ve Çözümü


Terörün köklü çözümü, terörü besleyen ideolojilerle fikri mücadeleden geçmektedir...

Dünyamızı gün geçtikçe saran terör belası, kaos ve kargaşanın önüne geçmek insanlık adına zaruri bir hale gelmiştir. Terör belası dünyada sadece belli bir fikri, dini ve toplumu hedef almamakta, her din ve toplumdan birçok ülkenin ve insanın korkusu haline gelmektedir. Bu nedenle teröre ve özellikle onu besleyen zararlı ideolojilere karşı mücadele etmek her dinden ve toplumdan olan sağduyulu insanların ortak tavır göstermesi gereken bir durumdur. Terörün köklü çözümü, terörü besleyen ideolojilerle fikri mücadeleden geçmektedir. Bunun için de, terörün gerçek kökeninin iyi saptanması ve ona göre mücadele yürütülmesi gerekmektedir. Terörün gerçek kökeni ise, insanı bir sosyal bir hayvan statüsüne koyan ve böylece vicdanı ve insani duyguları sıfıra indiren Sosyal Darwinizm’dir. Terörü uygulayan hangi ideoloji olursa olsun o ideolojinin de kökeninde bu yatmaktadır. İster Marksizm, ister faşizm, ister herhangi bir inanış ve ideoloji olsun, bunların hepsinin kökeninde Sosyal Darwinizm vardır. Darwin’in canlıların oluşumunu tesadüfe bağlayan, dolayısıyla insanı da gelişmiş bir çeşit maymun yani hayvan yerine koyan fikri, bu ideolojilerin hepsinde sözde bilimsel fikri dayanak olarak yerini almıştır. Bundan geliştirilen Sosyal Darwinizm ise, teorideki gibi, insanların birbirleriyle çatışarak, mücadele ederek sağladıkları güç ile diğerini ezerek ve yok ederek varlığını sürdürmesi fikrine dayanır. Bu düşünce bir insanın bir diğerini öldürmesi için eline verilmiş bir ruhsat halini almıştır. Darwinizm’in bu “çatışma” prensibini, Marksizm sınıflar arasında uygulamış, faşizm ırklar arasında, emperyalizm ülkeler arasında, vahşi kapitalizm ise bireyler arasında uygulamış ve bunların neticesinde, bu çatışma fikrinin pratiğe dökülmesinde dünya savaşlarında ve terör olaylarında milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Oysa İslam ahlakı bir insanın bir diğerini öldürmesini kesinlikle yasaklamış, üstelik masum bir insanın öldürülmesini tüm insanlığın öldürülmesiyle eş tutmuştur. İslam ahlakı barışı, kardeşliği, sevgiyi ve dostluğu emretmektedir. İnsanın yaratılışına ve vicdanına uygun olan da budur. Ancak, dünyamızda din ahlakının yaygınlaştırılması yerine Darwinizm gibi zararlı fikirleri yaygınlaştırmaya çalışanlar, ortaya çıkan vahim neticelere bir anlamda ortak olmaktadırlar. Teröre ve her türlü karmaşaya sebep olan, dinlerin, her türlü iyiliğin ve güzelliğin karşısında olan ateist ve materyalist ideolojilerle fikri anlamda bir mücadele yürütülmeli ve bu konuda insanları ciddi anlamda eğiten bir çalışma içine girilmelidir. Dayanağı tespit edilmiş ve mücadele yöntemi bulunmuş bir belaya karşı fikri bir mücadele yürütmek elbette ki çok daha kolay ve kesin çözüm getirecek olan bir yoldur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder