ADNAN OKTAR / VATAN TV / 20 ARALIK 2007
pkk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pkk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PKK'ya Çözüm
PKK Marksist, Leninist, Stalinist komünist bir örgütlenmedir. Felsefi yapısı vardır. Felsefe ile bunu elde etmiştir. Felsefe propagandası ile bunu elde etmiştir. Buna karşı da tabi ki, teze karşı anti-tez ile karşılık verilir. Anti-komünist bir propaganda yapılması lazım. Anti-Stalinist, anti-Darwinist, anti-Marksist çalışma yapılması gerekir.
ADNAN OKTAR / VATAN TV / 20 ARALIK 2007
ADNAN OKTAR / VATAN TV / 20 ARALIK 2007
Harun, Yahya, Adnan, Oktar
ahir zaman,
deccaliyet,
evrim teorisi,
komünizm,
marksizm,
mehdi,
pkk,
sosyal darwinizm,
terörizm,
türk islam birliği
PKK Ateist ve Komünist Bir Örgütlenmedir
PKK ATEİST VE KOMÜNİST BİR ÖRGÜTLENMEDİR
Güneydoğu'da senelerdir
devam eden bölücü faaliyetlerin arkasında Marksist-Leninist-Komünist ideoloji
bulunmaktadır. Bölgede etnik bir hareket değil, komünist ve dinsiz bir hareket
söz konusudur. PKK ateist bir örgüttür. Din ahlakına ve din ahlakının vesile
olacağı tüm güzelliklere karşıdır.
Bölgedeki halkımız dindardır ve devletine sadıktır. Ancak birçok kişi
komünist-bölücü örgütün, Allah, Kitap, din ve ahlak düşmanı
fikirleri benimsediğinden habersizdir. Dolayısıyla bölücü örgütün gerçek
hedeflerinin ve ateist yapısının anlaşılması, örgütün yok oluşuna vesile
olacaktır.
Bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın Allah ve Din Hakkındaki
Bazı İfadeleri
(YÜCE ALLAH’I TENZİH EDERİZ)
(YÜCE ALLAH’I TENZİH EDERİZ)
Dikkat! Şimdi
dinleyeceğiniz ifadeler bölücü örgüt elebaşının kitaplarından ve
konuşmalarından alınmış kendi ifadeleridir.
Bu ifadelerin tümü, örgüt elebaşının dini kendi sığ materyalist anlayışıyla sapkınca yorumladığını ve ateist olduğunu açıkça ortaya koymaktadır!
Bu ifadelerin tümü, örgüt elebaşının dini kendi sığ materyalist anlayışıyla sapkınca yorumladığını ve ateist olduğunu açıkça ortaya koymaktadır!
- Lise dönemlerinde büyük felsefik
bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaşı verdim, BU SAVAŞTAN BAŞARI İLE ÇIKTIKTAN SONRA YARI TANRI OLDUM. (Özgür
Yaşamla Diyaloglar, Ekim 2002, s. 257)
·
BİZİM DİN İLE İLİŞKİMİZ YOK. HALKIMIZ TANRI’DAN,
İDEOLOJİDEN KOPMALIDIR. Ben çok uğraştım sonunda TANRIDAN KOPTUM. TANRIYI
AŞTIM. Böylece Abdullah Öcalan olabildim. İSLAM KADINIMIZA BİR ŞEY
VERMEMİŞTİR. BUNUN YERİNE SOSYALİST AHLAKI KOYACAĞIZ.
- Allah bir nevi ORTAÇAĞIN FEODAL MANİFESTOSUDUR, temel
yasası ve bildirgesidir. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa,
Cilt 1, Aralık 2001, s. 313)
- Namazın kendisi de genel anlamda
bir TİYATRODUR. (Sümer Rahip
Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 354)
- Tek tanrılı din ideolojileri,
baştan sona siyaset ideolojileridir. Dini söylem, Allah, peygamber ve
melek gibi kavramlar DÖNEMİN SİYASİ
LİTERATÜRÜDÜR. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1,
Aralık 2001, s. 204)
·
“Tarih içindeki gelişimine baktığımızda, ALLAH
tapımıyla birliğe ve güce ulaşılmak istendiği çok açık görülmektedir. Öyle SEVGİLİ
KULUN CENNETE GİTMESİ GİBİ KAVRAMLAR, İŞİN FANTEZİ KISMIDIR, EDEBİ KISMIDIR.”
Pkk örgütü mensupları da örgütün elabaşı gibi
Haşa dinle, namazla alay etmeye çalışan ateist insanlardır.
ADNAN OKTAR: Adamlar namazla, abdestle,
haşa, alay ediyor, PKK’nın itleri. Fotoğraflar var, filmler var, internette de
yayınlanıyor. Namazla dalga geçiyorlar, haşa. Kuran’la, haşa, alay ediyorlar. Sayın Adnan
Oktar'ın Kocaeli TV ve Aba TV'deki Canlı Röportajı (13 Kasım 2010)
Şimdi izleyeceğiniz videoda bir grup PKK’lı
terörist namaz ile ve Kuran ayetleri ile alay etmektedir. Allah’ı tenzih
ederiz.
PKK’LI TERÖRİSTLER NAMAZ İLE ALAY EDİYORLAR (Allah’ı tenzih ederiz) (video)
ADNAN OKTAR: Bu adamlar Allah’tan korkmuyor,
Allah’ı tanımıyor, haşa. O zaman onların kendi dininin, putunun kaldırılması
gerekiyor. Onların putu ne? Darwinizm ve materyalizm. Güneydoğu’da gen çler 19-20 yaşında 16-17-18
yaşında, civa gibi gençler bunlar, çok zeki gençler bunlar. Çoğu internete
giriyor, kitap okuyor ve PKK bunları geceli gündüzlü sokaklarda,
kahvehanelerde, evlerde, kırsal alanda kitlevi olarak Darwinist ve materyalist
olarak eğitiyor. Sayın Adnan Oktar'ın Kocaeli TV ve Aba TV'deki
Canlı Röportajı (13 Kasım 2010)
PKK ateist ve komünist bir ögütlenmedir. Halen
binlerce terör örgütü mensubu, ev ev, sokak sokak, kahvehane kahvehane
dolaşarak ateist, materyalist, komünist ve Darwinist propaganda faaliyeti
yapmaktadır. Bu nedenle bütün
Türkiye'de anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-komünist çok güçlü bir fikri
propaganda şarttır. Bu konuda radyo, TV ve yazılı basın da kullanılarak çok
etkin bir çalışma yapılması gerekmektedir.
Anti-komünist bir fikri mücadele, komünist bir örgüt olan PKK’nın fikri dayanağını tamamen ortadan kaldıracak, terörü tam beyninden vuracak en etkin mücadele olacaktır.
Doğuda yaşayan ve samimi birer dindar olan kürt kökenli vatandaşlarımız Allah`ı, peygamberleri, kitapları, ahireti inkar eden komünist örgütü Allah`ın izniyle çok yakında bölgeden söküp atacaktır.
ADNAN OKTAR:Evet, eğer Güneydoğu dindar olursa konu biter. Eğer dinsizliğe
çekilirse çok olumsuz etki yapar. Peki yapabilecekler mi?
ALTUĞ BERKER:Yapamayacaklar,
inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Yani bak, bütün
milletin gönlü çok rahat olsun. PKK yenilecek. Türk İslam Birliği de kurulacak.
Sayın Adnan Oktar'ın
Kahramanmaraş Aksu TV'deki Canlı Röportajı (15 Kasım 2010)
Türkiye'nin Üniter Yapısı Asla Bölünemez. Biz Tek Bir Milletiz Birliğimiz, Beraberliğimiz Esastır
Vatanın bütünlüğü; devletin fiziki yapısını meydana getiren ulusun birliğini, bütünlüğünü ve bölünmezliğini ifade eder. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün tanımladığı ve bu nedenle de “Atatürk milliyetçiliği” olarak anılan bu milliyetçilik anlayışının en önemli özelliği, kültür temeline dayanmasıdır. Etnik kökeni, dini, dili her ne olursa olsun, kendisini “Türk” olarak tanımlayan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıdır. Türk kültürünü paylaşan, kendisini Türk Milleti’nin bir ferdi addeden herkes, kökeni ne olursa olsun, Türk’tür ve Türkiye vatandaşıdır.
Atatürk’ün temel düşüncesini hedef alan Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman vatanı milletten ayrı düşünmemiştir. Bu nedenle milletin üzerinde yaşadığı vatan, bir bütündür, kutsaldır. Atatürk vatanın bağımsızlığı ve bölünmezliği ilkesini, Amasya Genelgesi’nde “Ya istiklal ya ölüm”, Erzurum Kongresi’nde, “milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür” şeklinde ifade etmiştir. Bu görüş Sivas Kongresi’nde de aynen kabul edilerek, Misak-ı Milli ile milletçe uygulanan bir politika halini almıştır. Misak-ı Milli ve Kuva-yi Milliye ruhu ile Atatürk’ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, hem siyasi yapılanma hem de insan unsuru bakımından (üniter) devlet temel niteliğiyle oluşturulmuştur.
Türkiye’nin Etnik Yapısındaki Çeşitlilik Türkiye’nin Güzelliği ve Zenginliğidir. Etnik Çeşitlilik Asla Üniter Devlet Yapısının Bozulmasını Gerektirmez
Türkiye ve Türk Milleti, tarih boyunca hem bölgesel ve evrensel tehditlere hem de iç ve dış düşmanların tehdidine maruz kalmış bir ülkedir. Uluslararası siyaset alanında sahip olduğu jeo-politik durumu ve üstlendiği önemli rol nedeniyle, şiddetli düşmanlıklara, zalim ve hain tertiplere, çeşitli saldırılara hedef olmuştur. Ama milletimiz saldırılara karşı koymayı daima başarmıştır. Bu tür tehditler günümüzde de devam etmekte, art niyetli kişiler vatanımızın bölünmez bütünlüğünü hedef alarak milli birlik ve beraberliği bozmayı hedeflemektedirler.
Günümüzde iç ve dış düşmanların Türkiye’yi zayıflatmak, milli birlik ve beraberliği bozmak amacıyla başvurdukları yöntem ülkemizin etnik yapısındaki çeşitliliği kullanmaktır. Çünkü bilindiği gibi Anadolu toprakları tarih boyunca pek çok milletin bir arada barış ve huzur içinde yaşadığı bir bölge olmuştur. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun bu konudaki hassasiyeti ve adaletli yönetim sistemi sayesinde pek çok farklı etnik grup barış içinde bu topraklarda yaşamış hatta aynı saflarda savaşmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti, farklı etnik grupların birarada yaşadıkları Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı olarak kurulmuştur. Osmanlı’nın asli unsuru her zaman için Türkler olmuştur, hatta bu nedenle Avrupalılar “Osmanlı” demektense “Türk” demeyi tercih etmişlerdir. Ancak bu İmparatorluk içinde, Arap, Boşnak, Arnavut, Çerkez, Kürt, Rum, Ermeni, Yahudi gibi farklı etnik gruplar da yaşamıştır. İmparatorluğun son dönemlerinde önce gayri-müslim azınlıklar, sonra da Araplar Osmanlı’dan ayrılarak kendi yollarını çizmişlerdir. Türkiyemiz, Misak-ı Milli sınırları içinde kalan ve başta Türkler olmak üzere diğer bazı Müslüman etnik gruplardan oluşan bir ülke olarak kurulmuştur. Atatürk, yeni bölünme ve parçalanmalara imkan tanımamak için, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin Türk Milleti’nin bir parçası olduğunu, hiç kimsenin azınlık ya da “ikinci sınıf vatandaş” sayılamayacağını yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkesi olarak ilan etmiştir.
Bazı Çevreler İç Huzursuzluk Çıkarmak İçin Suni Gündemler Oluşturmaktadırlar
Son yıllarda ülkemiz gündeminde etnik konuların hararetli bir şekilde tartışılmaya başlanması, Türk Milleti’nin tarihten gelen ırk, din ve dil ayrımına kesinlikle dayanmayan birlik ve beraberlik anlayışına zarar vermektedir. Zaten gündeme getirilen bu konu tamamen suni bir konudur. Çünkü Türkiye’de etnik bir sorun yoktur. Din, dil, ırk ayrımı tarihte olduğu gibi bugün de söz konusu değildir. Osmanlı İmparatorluğu’nda yüzyıllardır, Türkiye Cumhuriyeti’nde ise 88 yıldır Kürdü, Lazı, Çerkezi, Musevisi, Arnavudu huzur içinde yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Bu milletlerden olan insanların hiçbiri bir devlet kurma ya da ülkemizi bölme amacında olmamışlardır.
Atatürk’ün ünlü “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözüyle özetlediği milliyetçilik tanımı, bu planları bozan son derece akılcı ve isabetli bir tanımdır. Türkiye’nin üniter devlet yapısı, işte bu milli temel üzerine kuruludur. Türkiye sınırları içinde, ana dili Türkçe olmayan, farklı bir etnik kökenden gelen gruplar bulunabilir, ancak bu vatandaşlarımız da Türk Milleti’nin birer parçasıdırlar. Türkiye’nin her yerinde ve herkes için geçerli olan kanunlar onlar için de geçerlidir. Türkiye’nin her yerinde ve herkes için geçerli olan temel hak ve özgürlüklere onlar da aynı şekilde sahiptir.
Türkiye’nin bölünmesi veya federatif devlet kurulması yönünde gafil açıklamalar yapan kişilere en güzel cevap, Türk Devletinin önderi Atatürk’ün birleştirici ve ırkçılıktan uzak olan şu ifadeleri olacaktır:
“... Bugünkü Türk Milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat (despot) devirleri mahsulü (ürünü) olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aleti, gerici beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde kederlenmekten başka bir tesir (etki) doğurmamıştır. Çünkü bu millet fertleri de, tüm Türk toplumu gibi aynı ortak geçmişe, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar.”
Hem Türkiye’nin Hem de Bölge İnsanlarının Huzur ve Mutluluğu Türkiye’nin Üniter Yapısının Korunması ile Mümkündür
Yakın geçmişte Türkiye’nin üniter yapısını değiştirmeyi ve federatif bir devlet modeli kurmayı önerenler olmuştur. Ancak federasyon kavramı Türkiye için hem son derece gereksiz hem de son derece tehlikeli bir kavramdır. Federasyon, birbirinden farklı milletlerin aynı devlet içinde yaşadığı durumlarda söz konusudur. Oysa Türkiye’de tek bir millet vardır. Eğer etnik köken bir ayrılık nedeni sayılır ve federasyona gerekçe olarak kabul edilirse, o zaman nerede biteceği belli olmayan bir bölünme süreci başlar. Bu sürecin büyük huzursuzluklar, göçler ve toplumsal gerilimlere sebep olacağı ise açıktır. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına sahip çıkmak, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin menfaatinedir ve bu yüzden de milli bir görevdir. Üniter yapıyı hedef alan cereyanlar, bilerek ya da bilmeyerek, Türkiye’yi zayıflatmak isteyen dış güçlere hizmet etmiş olurlar.
Büyük Önderimizin bize öğrettiği ve bıraktığı vasiyet milli ve manevi değerlere bağlı, vatanını, bayrağını, milletini seven, milli ahlak inancına sahip olan, mukaddesatını korumak için her türlü fedakarlığı yapabilecek insanlar olmaktır.
Biz ve bizden sonra gelecek nesiller, dindar, milliyetçi duygular taşıyan, vatanı ve bayrağı uğruna hayatını ortaya koyan, yaşamı boyunca milletinin mutluluğu için çalışan, aile kurumunun kutsiyetini savunan insanlar olacaktır. Dolayısıyla milliyetçi ve vatansever halkımızın, Türkiye’nin üniter devlet yapısını bozmaya çalışan kişi, sistem ve ideolojilere karşı fikri mücadele içinde olmaları, sinsi odakların kirli oyunlarına gelmemek için dikkat göstermeleri şarttır.
Türkiye’nin Üniter Yapısını Bozmak İsteyenler Temeli Komünizm ve Darwinizme Dayanan Terör Örgütünün Destekçileridir
Terör örgütü PKK’nın bazı Kürt vatandaşlarımızı da aldatıp arkasına alarak Güneydoğu’da çeşitli habis faaliyetlerde bulunmasının sebebi gerçekte etnik temele dayanmamaktadır. Çünkü sorun etnik değil, ideolojiktir. Güneydoğu’da yaşanan bölünmenin tek bir nedeni vardır, o da komünizmdir. PKK’nın ideolojisi komünizm ve sosyalizm üzerine kurulmuştur. PKK’nın ayrı bir toprak parçası talep edip bu yönde faaliyetlerde bulunmasının da temelinde komünizmi yaşatma isteği bulunmaktadır. Çünkü bu ideoloji demokrasinin yaşandığı bir ülkede hayata geçirilemez. Komünizm, zor ve baskıya dayalı rejimini uygulamak için bağımsız ve izole bir toprak parçası üzerinde, tamamen kendi hâkimiyetini kurmaya ihtiyaç duyar.
Nitekim komünizmin girdiği ve bir rejim olarak uygulandığı tüm ülkelerde bölünme kaçınılmaz olmuştur. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bu bölünmede hiçbir zaman etnik unsurlar rol oynamamış, sadece komünist ideoloji ön plana çıkmıştır. Bilindiği gibi Kore, Almanya ve Çin de komünist ideolojinin bir sonucu olarak bölünmüşlerdir. Bu ülkelerde farklı etnik kökenlerin varlığı gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak Kore, Güney ve Kuzey Kore, Almanya, Doğu ve Batı Almanya ve Çin de Milliyetçi ve Komünist Çin olarak gerek toplumsal anlamda gerekse de toprak olarak bölünmüşlerdir. Komünistler her devirde kendi ideolojilerini yaşatabilmek için bölücülük yaparak karışıklık çıkarmaktan geri kalmamış, ayrı bir toprak, ayrı bir ülke elde etmek amacıyla silahlı mücadeleye girmişlerdir.
Türkiye’nin üniter yapısının bozulmasını önlemek için yapılacak tek şey komünizmin temeli olan Darwinizmin fikri olarak çürütülmesidir. Güneydoğu bölgesinde yapılan Darwinist propagandalar, hastalıklı bünyeye yeni kanserli hücrelerin katılması gibi, yeni militanlar ve destekçiler kazandırmaktadır. Bu propagandada, insanın hayvandan türemiş bir canlı olduğu yalanı anlatılır. Böyle bir aldatmacayla eğitilen bir kimse ise, insanları aynı doğadaki canlılar gibi sorumsuz ve başıboş görür. Bu yanlış bakış açısıyla hayatın kökenini değerlendiren biri kendisini; tesadüfen dünyaya gelmiş ve yaşaması için savaşması gereken biri olarak görür. İnsanlar arasında tıpkı hayvanlarda olduğu gibi amansız bir yaşam mücadelesi olması gerektiği safsatası ile hareket edildiğinde ise çatışma ve masum insanları öldürmek son derece doğal karşılanır.
Bu nedenlerden ötürü Güneydoğu’daki olayları etnik açıdan değerlendirmek doğru değildir. Ortada bir sorun vardır; bu, komünist ideolojiye dayalı bir sistem kurmak için Türkiye’den, gerek silahlı mücadele ile gerekse de politik yollar aracılığıyla toprak kazanabilme hayalidir. Ancak bu şeytani plan, Mehdiyetin Türkiye’de doğup dünyayı kaplayacak manevi aydınlığı vesilesiyle asla gerçekleşmeyecektir. Hz Mehdi (a.s.)’ın zuhur edeceği yer olan Türkiye Yüce Allah’ın hıfz-ı emanındadır inşaAllah.
Komünizmin Kanlı Tarihi 1 - Belgesel
20. yüzyıl, insanlık tarihinin en kanlı asrı oldu. 250 milyondan fazla insan, savaşlarda, kitle katliamlarında ve siyasi cinayetlerde öldürüldü. Bu büyük vahşetin en büyük sorumlusu ise, "komünizm" adı verilen bir ideolojiydi. İnsanlığa sözde eşitlik ve adalet getirmeyi vaad eden, oysa sadece kan, ölüm ve korku getiren bir ideoloji...
Bu filmde, komünizmin kanlı yüzyılını inceleyecek ve bu ideolojinin nasıl olup da insanlığa böyle bir vahşet yaşatabildiğini göreceksiniz.
İnsanlığın bu vahşet çarkından kurtulması, ancak dünyadaki varlık amacını bilmesiyle mümkündür. İnsan, Darwinistlerin, komünistlerin ve faşistlerin sandığı gibi, rastlantılarla ortaya çıkmış ve çatışmak için yaşayan bir hayvan türü değildir. İnsan, Allah'ın yarattığı ve O'nun ruhunu taşıyan şerefli bir varlıktır. Ve yaşamının amacı da, Allah'ın kendisine öğrettiği güzel ahlaka göre yaşamak ve eğitilmektedir.
Darwinizm Tarihin En Büyük Aldatmacasıdır
| Büyütmek için tıklayınız. |
Yaklaşık 150 yıldır okul kitaplarından bilimsel yayınlara kadar her yerde bilimsel bir gerçek gibi sunulmaya çalışılan evrim teorisi gerçekte son derece çürük temellere dayanmaktadır. 150 yıldır evrimcilerin ortaya attıkları her iddia, bilim tarafından teker teker yalanlanmıştır. Evrimciler ise, artık teorilerini ispatlamaya çalışmaktan vazgeçmişler, ancak propaganda, demagoji, göz boyama gibi yöntemlerle bu teoriyi ayakta tutabilmenin yollarını aramaya başlamışlardır. Amaçları bilimsel bir gerçeği savunmak değil, sözde bilimsel olan bir safsatayı, materyalist ve ateist dünya görüşlerini devam ettirebilmek uğruna yaşatmaya çalışmaktır...
PKK İle Gelinen Mücadelede Ortak Nokta: Fikri Mücadele Şart
PKK'nın Marksist-Leninist, komünist ve dolayısıyla ateist bir örgütlenme olduğu da son dönemde herkesçe kabul edilen ve dile getirilen diğer bir gerçek olmuştur...
Bugün sık sık gündeme getirilen PKK’nın Marksist-Leninist kökleri, aslında ilk kez ne zaman deşifre oldu?
PKK terörüne karşı fikri mücadelenin gerekliliği konusunda sağlanacak görüş birliği, niçin hayati bir önem taşır?
PKK'ya yönelik olası sınır ötesi bir operasyonun sıcak gündemi oluşturduğu şu günlerde, askeri bir harekatın yanı sıra terör örgütü ile fikri platformda da mücadele edilmesinin gerekliliği sıkça dile getirilmeye başlandı. Gerek siyasi çevrelerde gerekse basında geçtiğimiz ay boyunca bu konu hakkında çok fazla konuşuldu ve yazıldı. Dile getirilen görüşlerde, ağırlıklı olarak üzerinde durulan ortak bir nokta vardı: PKK'nın Marksist-Leninist, komünist ve ateist bir örgütlenme olarak nitelendirilmesi...
Son olarak yabancı basının en prestijli yayınlarından biri olan Washington Times'da da aynı nitelendirmenin yapıldığı bir haber yayınlandı. PKK'nın ideolojik yapısı hakkında ortak bir nitelendirme yapılmış olması ve bu yapının özellikle vurgulanması son derece önemlidir. Çünkü bu, aynı zamanda mücadele edilecek hedefi de işaret etmektedir.
Fikri Mücadelenin Gerekliliğinde Görüş Birliği
Terörle mücadele konusunda bugün gelinen noktada, terörü yalnızca askeri bir girişim ile yok etmenin mümkün olamayacağı, mutlaka fikri yönden de yapılacak bir mücadele ile terörün ideolojisinin etkisiz kılınması gerektiği tartışılmaz bir gerçek olarak kabul görmektedir. PKK'nın Marksist-Leninist, komünist ve dolayısıyla ateist bir örgütlenme olduğu da son dönemde herkesçe kabul edilen ve dile getirilen diğer bir gerçek olmuştur. Her iki konuda da toplum genelinde bir görüş birliği oluşmuştur.
Bu görüş birliğinin oluşmasında en etkili olan unsurlardan biri hiç kuşkusuz ki teröre karşı fikri mücadelenin öneminin ve gerekliliğinin öncü savunucusu olan Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan ve yaklaşık 1,5 yıldan bu yana gazetelerde yayınlanmakta olan ilanlardır.
Terör olaylarının günümüzdeki kadar gündemde olmadığı 2006 yılının ortalarından bu yana, çok sık aralıklarla gazetelere verilmiş olan bu ilanlarda, PKK'nın “Marksist-Leninist, komünist ve ateist” yapısının üzerinde ısrarla durulmuş ve bu nitelendirmenin yaygınlaşmasına öncülük edilmiştir. Bu süre zarfında terörün kaynağı ve çözümüne ilişkin, Adnan Oktar'ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan 20 farklı ilan gazetelerde yayınlanmıştır. Bu ilanlar, ülke çapında bir bilinçlenmenin oluşmasına da vesile olmuştur. Bu ilanlarda PKK tarafından gizlenmeye çalışılan komünist, ateist ve Darwinist yapı deşifre edilmiş, Darwinist eğitimin ve propagandanın toplum üzerinde nasıl yıkıcı bir etki uyandırdığı ilmi gerçeklerle izah edilmiştir. Komünizmi destekleyenlerin ülkemiz üzerinde ne gibi planları olduğu detaylı biçimde anlatılmıştır. Doğudaki vatandaşlarımızın din ahlakına olan bağlılıkları ve ahlaki erdemlerinin, sorunun çözümündeki önemli rolüne dikkat çekilmiştir. Bölücü örgüt elebaşının din ahlakına olan düşmanlığı, komünist liderlere olan hayranlığı ve Darwinist görüşleri kendi sözleriyle delillendirilmiştir. Sayın Adnan Oktar'ın gerek bu ilanlarda yayınlanan fikirlerinin, gerekse yıllardan beri eserlerinde anlattığı birçok gerçeğin bugün yazarlarımız tarafından yeni yeni dile getirildiği görülmektedir.
Bu ilanlarda bugüne kadar birçok kez dile getirilmiş olan bazı gerçekleri kısaca maddeleyecek olursak;
Terörün Kaynağı ve Çözümüne İlişkin Çok Önemli Gerçekler
* PKK; Marksist, Leninist, Stalinist, komünist bir örgütlenmedir.
* Güneydoğu'da senelerdir devam eden bölücü faaliyetlerin arkasında Marksist-Leninist-Komünist ideoloji bulunmaktadır. Bu ideolojinin temeli ise Darwinizm'e dayalıdır ve terörün bu teori olmadan hayat sahası bulması olanaksızdır.
* Darwinizm'in olmadığı yerde materyalizm olmaz. Materyalizmin olmadığı yerde komünizm olmaz. Komünizmin olmadığı yerde de PKK olmaz.
* PKK, Darwinizm ve materyalizm olmadan komünist propaganda yapamaz. Komünist propaganda yapamayınca taraftar bulamaz. Taraftar bulamayınca da gücünü kaybeder ve yok olur.
* PKK ateisttir. Din ahlakına ve din ahlakının vesile olacağı tüm güzelliklere karşıdır. Dolayısıyla küçük yaşlardan itibaren din ahlakına düşman olarak yetiştirilen, vicdandan ve her türlü güzel ahlaktan yoksun olan örgüt üyeleri, devletimizin bekası ve halkımızın güvenliği için büyük bir tehdittir.
* PKK’nın materyalist ve ateist köklerine karşın, Doğu insanı dindardır. PKK’nın kendisine yuva edindiği topraklarda yaşayan bu güzel ahlaklı vatandaşlarımızı kollamak, ihtiyaçları olan desteği vermek gerekir.
* PKK, terörist olarak yetiştireceği kişilere öncelikle diyalektik materyalizm ve bu felsefenin temeli olan Darwinizm eğitimi vermektedir. Bu nedenle bütün Türkiye'de anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-komünist çok güçlü bir fikri propaganda şarttır.
* Materyalist, ateist, Darwinist Avrupa, PKK'yı kendisiyle aynı felsefi inanca sahip olduğu için bütün gücüyle desteklemektedir.
* PKK'ya çözüm, Darwinizm'in ve materyalizmin yerle bir edilmesidir.
Terörle Fikri Mücadele Nasıl Yapılmalı?
Terörle mücadele konusunda hayati bir öneme sahip olan anti-komünist ve anti-Darwinist propagandanın toplum genelinde de öneminin fark edilmiş olması son derece sevindirici bir gelişmedir. Bu noktadan sonra yapılması gereken ise fikri mücadele kapsamında somut adımlar atılmasıdır. Bu konuda çeşitli kurumlara da sorumluluklar düşmektedir.
* Devletimiz; Türk halkının komünizm, materyalizm ve Darwinizm’e karşı bilinçlenmesini sağlayacak sosyal politikalar oluşturarak veya bu konuda ehil sivil toplum kuruluşlarını destekleyerek;
* Basın yayın kuruluşları; kardeşliği, sevgiyi, merhameti ve inanç birliğini esas alan yayınlar yaparak;
* Köşe yazarları; anti-komünist propagandaya devam ederek, teröre öldürücü darbenin vurulmasında iş birliği içinde hareket etmelidirler.
Bu somut adımların aynı zamanda hızlı, kararlı ve sürekli olması da alınacak neticeyi çabuklaştıracaktır. Şu unutulmamalıdır ki, PKK’nın terör eylemlerine başladığı 1980’li yıllarda doğan bebekler, Darwinizm’in beslediği komünist ideoloji ile uyuşturulup, kandırılıp, bugün PKK saflarında mücadele eden militanlar haline gelmişlerdir. Terör örgütünün şu anki silahlı birliklerinin çoğu o yıllarda doğan çocuklardan oluşmaktadır. Eğer Darwinizm söz konusu yıllarda ortadan kaldırılsaydı komünizm tamamen çürütülmüş olacak, bu sapkın ideoloji de sonraki nesillere aktarılamayacaktı. Dolayısıyla ideolojisi olmayan bir örgütün kendine yandaş toplaması ve faaliyet göstermesi mümkün olamayacağından PKK da kısa zamanda yok olup gidecekti.
PKK'nın Doğu'daki Siyasi Gücünü Kaybetmesi, Fikri Mücadelenin Önemine Güzel Bir Örnektir
Türkiye'de şu an, çeşitli kesimlerin katkılarıyla yoğun biçimde devam eden büyük bir imani, milli, kültürel ve ilmi çalışma vardır. Bu çalışmanın güzel sonuçları kendini göstermeye başlamıştır. PKK'nın son dönemde siyasi anlamda büyük bir güç kaybına uğramış olmasında söz konusu faaliyetlerin büyük rolü olmuştur. Bu faaliyetlerin vesilesiyle Türkü, Kürdü, Lazı ve Çerkeziyle tüm Türk halkı birlik ve beraberlik ruhunu korumuş, imanını muhafaza etmiş, milli ve manevi değerlerine sahip çıkma konusunda etkin bir tavır sergilemiştir. Gençler de ateist ve bölücü ideolojilere aldanmaktan kurtulmuş, böylelikle terör örgütü ideolojik anlamda hiçbir destek bulamaz hale gelmiştir.
Bu fikri mücadeleye öncülük eden Sayın Adnan Oktar, bir röportajında bu müjdeli gelişmeyi şu şekilde anlatmıştır:
"Türkiye'de eskiden sol daima hakim olurdu. Biz Darwinizm'e karşı güçlü bir mücadele verdikten sonra sağ ezici şekilde hakim olmaya başladı Türkiye'de, bu net bir başarıdır. PKK'dan halk kitleler halinde kopmaya başladı. Biz faaliyet yaptıktan sonra, PKK'nın gerçek yönünü, Marksist yönünü, Materyalist yönünü vurguladıktan sonra, Darwinizm'in geçersizliğini anlattıktan sonra, PKK siyasi yönde çok ciddi güç kaybına uğradı. Bunu da son zamanlarda açık açık gördük. Yani Türkiye'nin genel tablosuna bakarsanız bunu çok açık görürsünüz."
Çözüm Bataklığın Kurutulmasındadır
Yazı boyunca vurgulandığı üzere PKK'ya karşı kalıcı bir çözümü fikri mücadele olmadan elde etmek olanaksızdır. Sivrisineklerle tek tek mücadele etmenin sonu yoktur, çözüm bataklığın kurutulmasıdır. Fikri mücadele terör örgütüne psikolojik açıdan da büyük darbe vurmaktadır. Son günlerde terör örgütü yandaşlarının, kaybettikleri desteğin ardından büyük bir panik içinde oldukları, psikolojilerinin bozulduğu gözlenmektedir. İdeolojilerinin artık taraftar bulmadığı gerçeğinin iyiden iyiye farkına varan bu kişiler, din ahlakına karşı olan düşmanlıklarını açıkça ortaya koyan açıklamalar yapmaktadırlar.
Bölücü örgüt şunu çok iyi bilmektedir ki; İslam ahlakını benimsemiş bir toplumda başarılı olmaları mümkün değildir. Bu gerçeğin bilincinde olan ilgili odaklar, bütün güçleriyle milletimizi imanından, ahlakından koparmaya çalışmakta, Darwinist dünya görüşünü yerleştirmeye gayret etmektedirler. Darwinizm’in yayılması PKK için yeni insan kaynağı demektir. Bu yüzden Darwinizm ile yapılan her türlü propaganda doğrudan terör örgütünü fikri anlamda güçlendirip, beslemektedir. Tek yanlı Marksist-Leninist ve Darwinist propaganda, Doğu'da binlerce gencin bölücü örgütün saflarına katılmasına sebep olacaktır. Marksist-Leninist, bölücü propagandaya karşı Yaratılışçı, milliyetçi, Atatürkçü, üniter devleti ve milli manevi değerleri savunan bir karşı propaganda şarttır. Bu propagandaya toplumun tüm kesimlerinin destek olmaları, teröre öldürücü darbe vurulana kadar bunu kararlılıkla sürdürmeleri ülkemizin geleceği açısından son derece önemlidir.
Bölücü Örgütün Elebaşının Darwinist İzahları
Bölücü örgütün elebaşı, her komünist gibi Darwinizm’i mutlak bir gerçek olarak benimsemiş, örgütün tüm ideolojik alt yapısını bu bilim dışı aldatmaca üzerine bina etmiştir.
İlkel komünal topluluk dönemi, İNSANLIĞIN HAYVANLAR ALEMİNDEN KOPARAK tarih sahnesine çıktığı, son derece geri üretim güçleri ve bu temelde şekillenmiş basit üretim ilişkilerinin hüküm sürdüğü bir aşamayı ifade eder. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.25)
Başlangıçta insanın kendine yakın hayvan türlerinden pek farkı yoktur. Doğada hazır bulduklarını yer, ağaçlar üzerinde ve kavuklarda örgütsüz bir şekilde barınır. Ama düşünme ve konuşma yetisini kazanmasıyla birlikte, yiyecek toplamada, DİĞER HAYVANLARA karşı kendini savunmada, doğal afetlere karşı kendini korumada, bazı ilkel taş araçları geliştirmek ve hemcinsleriyle dayanışma içine girmek kaçınılmaz olur. Bu aşamaya kadar, HAYVANLAR ARASINDA GEÇERLİ OLAN; BİYOLOJİNİN EVRİMLER KANUNU hüküm sürmektedir. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.13)
HAYVANIN EN İLERİ SOSYALLEŞMİŞ BİÇİMİ İNSANDIR. En vahşi hayvandır insan, en acımasız hayvandır. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.106)
Bölücü Örgütün Elebaşının Komünist Olduğunu İspat Eden Bazı İzahları
"Lenin 1900’de ne ise ben de 21. yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum, reel sosyalizmle savaşarak, emperyalizmle savaşarak yeni sosyalizmi inşaa ediyorum." (Özgür Yaşamla Diyaloglar, s. 201)
"PKK, Marksizm-Leninizm geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerine şekillenecektir." (Kürdistan’da Halk Kahramanlığı, s.78)
"Bizim ortamımızda sosyalizmin ve komünizmin ölçüleri egemendir. Sosyalizmde herkese emeği kadar verilir. Bu, parti (PKK) içinde de geçerlidir. Bu, komünist toplumun kuruluşuna kadar da geçerli olacaktır." (Tasfiyeciliğin Tasfiyesi, s.153)
"İşte proletaryanın kahramanları Marks ve Engels. İşte onun teorik, siyasal dahisi Lenin ve yine onun pratik ustaları Stalin, Ho Chi Minh ve Mao. Ve bunların önderliğinde yürüyen birçok ulusal ve enternasyonalist kahraman. İnsanlığın özgürlük bilincini ayaklandıran, örgütlendiren ve halk ordusu denilen orduları ortaya çıkaran bu büyük kahramanların insanlık tarihindeki yeri gerçekten büyüktür." (Kürdistan’da Halk Kahramanlığı, İstanbul, Mart 2004, s.87)
ADNAN OKTAR PKK İLE HASIL MÜCADELE EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ ANLATIYOR
Aşağıda Sayın Adnan Oktar'ın yakın zamanda gerçekleştirmiş olduğu çeşitli röportajlardan terör konusu ile ilgili bazı bölümler yer almaktadır.
Fikri Mücadeleyle Çok Rahat Netice Alınır
"Bizim yaptığımız mücadele bu, Darwinizm’le ilgili felsefenin ortadan kaldırılmasının mücadelesi, arkasından İslam’ın gelişmesine sebep oluyor. Mesela bu Türkiye'de hemen kendisini gösterdi. Türkiye'de bugün Darwinizm'e inanmayanların sayısı %90'a çıkmıştır. Yani bu silahlı bir mücadeleyle elde edilecek bir şey değildir. Fikri mücadeleyle elde edilecek bir şeydir. Mesela Türkiye'de PKK terörü var. Buna karşı da yine aynı şekilde silahla netice alınamaz. Buna karşı da fikri mücadele yapılması gerekir. Fikri mücadeleyle çok rahat netice alınır. Dünyada güçlü bir fikri mücadele yapılsa, İslam 5-10 yıl içinde bütün dünyaya çok rahat hakim olabilir. Medeni insanlara, düşünceye açık olan insanlara, kültürle bilgiyle yaklaşmak imkanı varken, silahla yaklaşmak son derece anlamsız olur, son derece gereksiz olur." (El Cezire televizyonu ile röportaj, 6 Ağustos 2007)
Komünist Ayaklanmanın Adının Konması Gerekir
“Bugün Türkiye'nin Doğu'sunda da bir komünist ayaklanma vardır. Israrla söylüyorum ben. Bu komünist ayaklanma diyorum. Ama birçok insan da “öyle bir şey yok” diyor. Komünist ayaklanma değil, komünizm öldü, komünizmle bu adamların alakası yok, bir ayaklanma. Halbuki bunun adının konması lazım. Darwinist, materyalist sistemden kaynaklanan bir komünist ayaklanma var ve komünist propaganda var. Avrupa'da. Nihai hedefi Avrupa'nın komünizmdir. Bir Avrupa komünizmi oluşturmak istiyorlar. Avrupa komünizminde de din, iman, ahlak, aile gibi kurumlar kabul edilir kurumlar değildir. Yani komünizmin hedefleri, dinin, ailenin, ahlakın ortadan kalkmasıdır. Bunları kendi eserlerinde Marks da açıklıyor, Lenin de açıklıyor diğer Marksist liderler de açıklıyorlar. Rusya ile becerilemeyen komünizm, Avrupa kanalıyla halledilmeye çalışılı yor şu anda. Doğu'daki komünist hareketi de destekleyen yine Avrupa'daki bu sosyalistlerdir. Avrupa'nın büyük bir bölümü hemen hemen tamamına yakını PKK hareketini destekliyor, bu ayaklanmayı destekliyorlar. Çünkü Darwinist, materyalist ve ateist çizgi her ikisinde de aynı. Dolayısı ile kendi düşüncesinde olduğu için özellikle orayı o şekilde savunuyorlar. Hatta Türkiye'nin diğer kısmının da, aynı şekilde sosyalist Marksist idare ile idare edilmesini istiyorlar, ikiye bölündüğünde. Allah esirgesin. Kendi kafalarına göre ki buna asla müsaade etmeyiz. Doğu Türkiye, Batı Türkiye, komünist Doğu Türkiye, komünist Batı Türkiye şeklinde bir bölünme idealleri var. Bunun için de Darwinizm'e ihtiyaç vardır. Onun için ısrarla bu yalanı ayakta tutmaya çalışıyorlar. Yani bu yalan ortadan kalktığında komünizm ve sosyalizm de çöker. Avrupa'daki komünist ve sosyalist partilerin dini olan, hayat damarı olan Darwinizm, şu an ayaklarının altından kayıyor. Meydana gelen panik bu görünenin çok çok üstünde aslında, çok çok üstünde. Aşırı telaş göstertmek istemiyorlar. Böyle bir şey ummuyorlardı gerçekten, böyle ağır bir yara alacaklarını, böyle bir darbe alacaklarını hiç ummuyorlardı. Bunu kısmen şu anda durdurmaya çalışıyorlar.” Ekrem Kızıltaş ile röportaj, 20 Ekim 2007
Kamuoyu Sayın Deniz Baykal’daki Ani Değişikliğin Sebebini Merak Ediyor
Gerek siyasi çevreler ve kamuoyu, gerekse basın tarafından takip edildiği üzere Sayın Baykal’ın kısa bir süre öncesine kadar Doğu ve Güneydoğu Bölgelerimizde yaşanan terör olayları ve sınır ötesi operasyon ile ilgili eleştiri alan yorumları ve çözüm önerileri bulunmaktaydı. Ancak Sayın Baykal’ın -daha çok çözümsüzlüğe sürükleyecek- bu önerilerinde son dönemlerde dikkat çeken bir değişiklik olmuştur. Daha önce bu yönde hiç böyle bir yaklaşımı bulunmayan Sayın Baykal da Sayın Adnan Oktar’ın ilanlarındaki “bölücü örgütün Marksist-Leninist köklerini ortaya koyan” ve “masum bölge halkını kucaklayan” net teşhisleri doğrultusunda görüşlerini değiştirmiş ve bu ani değişikliği açıkça yansıtan açıklamalarda bulunmuştur. Sayın Baykal’ın yaptığı açıklamalardan bazı başlıklar şöyledir:
Yeni Kürt Açılımı Kuzey Irak'a Yönelik
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Kürt açılımı"na açıklık getirirken terörle askeri mücadeleden vazgeçmenin mümkün olmadığını vurguladı ve "Ancak sadece sınır ötesi operasyonlarla sorunun çözülemeyeceği görülüyor. Askeri önlemleri bütünleyen, destekleyen başka önlemler de alınmalı" dedi. Kuzey Irak'a yönelik uzun süreli çalışma yapılmasını isteyen Baykal, "PKK'nın içinde yaşadığı, PKK ile iletişim içinde olan topluma yönelik öneriler yapıyorum. PKK'yı orada yalnızlaştırmak gerekiyor" dedi.
(http://www.sabah.com.tr/2007/11/10/haber,AB1D5644A4FE453D815189061B32618F.html)
Baykal’dan Sürpriz Kürt Açılımı
SADECE SINIRÖTESİYLE OLMAZ
“Artık sorun sadece sınır ötesi operasyon bağlamında görülemez. Kuzey Irak ile Suriye’yi bir görmemek gerekir. Suriye’deki durum mekan sağlamakla ilgiliydi. Burada ise uluslararası destek, otonom bir hükümet, aynı etnik kökenden nüfus var. O zaman ne yapmalı? Kuzey Irak’la ilişkiyi terör bağlamı dışında da görmeli. Bunları günü birlik de değil, 10, 20, 30 yıl sonrasına yönelik planlama içinde yapmalı.”
BARZANİ’YLE KAVGA DEĞİL, İLİŞKİ KURALIM
“500 veya bin genci Kuzey Irak’tan getirip okutalım. Kürt de olsun, Arap da. Bizi yaşayıp, tanısınlar, iyi eğitim alsınlar. 15 yıl sonra o ülkenin yöneticisi olacaklar. Şimdi bunu biz yapmıyoruz, Barzani yapıyor. Orayla kavga dövüş değil, böylesi ilişkiler kuralım. Bölgeye yönelik yaygın radyo ve TV yayını yapalım. Bunu ABD, İngiltere yapıyor da biz niye yapmıyoruz? Sadece özel yayınları kast etmiyorum, devlet yayınlarını söylüyorum.”
SABIR VE GERÇEKTEN SEVECENLİKLE YAKLAŞALIM
“Bugün Türküyle Kürdüyle birbirimizi seviyoruz. Eğer bölgede yanlış kararlar sonucu bir dışlanmışlık duygusu varsa, bu insanlar da görüyor ki, o bölgenin dışına çıkıldığında hiç böyle bir şey yok. Evleniyoruz, komşu oluyoruz, iş yapıyoruz. Bölgeye daha fazla yatırım, daha fazla iş, daha fazla eğitimle gidelim. Ama bunlara rağmen bölücü terör olacaktır. Bununla beraber yaşayacağız. Yalnız komplekse kapılmayalım, şiddeti olağanlaştırmayalım. Herkes yeterince dikkatli ve kararlı olmalı. Çünkü, caydırıcı olmazsak barış da yok. Sabır ve gerçek sevecenlikle olaya yaklaşalım.” (http://www.ntvmsnbc.com/news/425716.asp)
Vatandaşlarımızı Birbirine Düşman Etme Oyununa Dikkat!
Doğudaki komünist terör örgütü mensupları ile terör mağduru Doğulu masum vatandaşlarımızı çok iyi ayırt etmek gerekir. Doğulu masum vatandaşlarımıza daha fazla şefkat göstermek, koruyup kollamak güzel ahlakın gereğidir. Aksi, terör örgütünün istediğidir ve gafilane, hatta hainane bir hareket olur. Bu nedenle Doğulu vatandaşlarımıza karşı diğer vatandaşlarımızı düşman etmeye yönelik oynanan oyuna, yapılan provokasyona karşı dikkatli olmak gerekir. Bu oyuna gelmek, aklı başında, güzel ahlaklı hiçbir insan için düşünülemez. Bu gaflet, hıyanet ve dalalettir. Doğu insanı tüm milletimiz gibi, şefkatli, sevecen, sevgi ve saygıdan hoşlanan, dürüst, haysiyetli, misafirperver, kadir kıymet bilen, vefalı insanlardır. Terör örgütünün ve Avrupalı terör odaklarının bu büyük oyununa gelmekten şiddetle kaçınmak gerekir. Bu oynanan sinsi oyunu alaşağı edelim. Vatandaşlarımızın birbirine kin, nefret ve öfke ile yaklaşmasını, birbirlerine düşman olmasını isteyen bu odaklara karşı en etkili şamar, milletimizin birbirine dostane, sevecen ve saygılı yaklaşmasıdır.
PKK'nın Marksist-Leninist, Komünist ve Ateist Yapısının Dile Getirilmesi Neden Önemli?
PKK'nın ideolojik temellerinin doğru teşhisi ve bunun geniş kitlelere duyurulması, yapılması gereken fikri mücadelenin ilk ve en önemli adımıdır. Terör örgütünün ağırlıklı olarak propaganda faaliyetlerini sürdürdüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaşayan gerek Türk gerekse Kürt vatandaşlarımızın Allah'a inanan, dindar insanlar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, PKK'nın ideolojisinin deşifre edilmesinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü Yüce Allah'a imanın, peygamber sevgisinin, vatan aşkının olduğu yerde bölücü terör bir adım dahi ilerleyemez; geri çekilir, siner ve yok olur gider.
Ateist ve Komünist Olan Bölücü Örgütün Elebaşının Allah ve Din Hakkındaki Bazı İfadeleri (Yüce Allah'ı Tenzih Ederiz)
Aşağıdaki alıntılar, bölücü örgütün elebaşının kitaplarından alınmış, bizzat kendisine ait ifadelerdir. Bu ifadelerin tümü, bu kişinin ateist olduğunu ve İslam’ı kendi sığ materyalist anlayışıyla yorumladığını ortaya koymaktadır:
Lise dönemlerinde büyük felsefik bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaşı verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum. (Özgür Yaşamla Diyaloglar, Ekim 2002, s. 257)
Tek tanrılı din ideolojileri, baştan sona siyaset ideolojileridir. Dini söylem, Allah, peygamber ve melek gibi kavramlar dönemin siyasi literatürüdür. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 204)
Allah bir nevi ortaçağın feodal manifestosudur, temel yasası ve bildirgesidir. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 313)
Namazın kendisi de genel anlamda bir tiyatrodur. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 354)
Sayın Adnan Oktar'ın Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanan Terör Konulu İlanların Başlıkları
1. Komünist-Bölücü Terörün Çözümü Bataklığın Kurutulmasıdır (10.Ağustos.2006)
2. "Bölücü Terör"ün Gerçek Adı "Komünist Terör"dür (12.Eylül.2006)
3. Avrupa Materyalist Birliği (AB)'nin Karanlık Oyunlarına Dikkat! (17.Ekim.2006)
4. Türkiye Cumhuriyeti Pasifize Edilmek, Bölünmek ve Yok Edilmek İstenmektedir (1.Kasım.2006)
5. Komünizm Tehlikesi Önemsenmeli! (26.Aralık.2006)
6. Bölücü Komünist Ayaklanmaya Karşı Bilimsel Fikri Mücadele Şarttır (7.Mart.2007)
7. Komünist-Bölücü Terörün Çözümü Bataklığın Kurutulmasıdır (1.Mayıs.2007)
8. Komünist Ayaklanmaya Dikkat! (4.Mayıs.2007)
9. Komünist Ayaklanmaya Karşı Milli Seferberlık Şarttır! (4.Haziran.2007)
10. Komünist İdeoloji Her Yönden Kıskaca Alınmalıdır (6.Haziran.2007)
11. Bölücü Örgütün Gerçek Yüzü Türk Milleti'ne Anlatılmalıdır (9.Haziran.2007)
12. Doğuda Kan Döken Bölücü Örgüt, Ateist ve Komünist Bir Örgüttür (19.Haziran.2007)
13. Bölücü Örgütün Oyunlarına Dikkat! (29.Haziran.2007)
14. Bazı "Sosyalist Enternasyonal" Üyeleri Komünist Bölücü Örgütün Destekçisidir (12.Temmuz.2007)
15. Dindar Doğu İnsanı Bölücü Komünist Oyunları Bozdu! (9.Ağustos.2007)
16. "Komünizm Artık Bitti Oyunu"na Dikkat! (12.Eylül.2007)
17. Bölücü Komünist Teröre Karşı Anti-Komünist Bilinçlenme Şarttır (5.Ekim.2007)
18. Avrupa Birliği (AB)'ni Materyalizm Batağından Sadece Türkiye Kurtarabilir (10.Ekim.2007)
19. Bir Yandan Terörü Lanetlerken Bir Yandan Darwinizm'in Anlatılması Büyük Bir Gaflettir (30.Ekim.2007)
20. PKK'ya Çözüm Darwinizm'i Yıkmaktır (13.Kasım.2007)
HASAN CELAL GÜZEL, Radikal Gazetesi, 5.11.2007
“PKK, aynı zamanda Marksist-Leninist bir örgüttür. Allah'a, dine inanmayan (Yüce Allah’ı tenzih ederiz.), insanımızın bütün değerlerine uzak bir örgütün, halkın haklarını savunması düşünülebilir mi?”
HAŞMET BABAOĞLU, Vatan Gazetesi, 10.10.2007
“...Kullandığı Stalinist dil iyiden iyiye halka yabancılaşan ve artık terörün gaddar yüzünü saklayamayan PKK hiç hesap etmediği bir sosyal-siyasal dirençle karşılaştı.”
NAZLI ILICAK, Sabah Gazetesi, 11.10.2007
“PKK'nın Marksist bir örgüt olduğu, dinle diyanetle ilgisi bulunmadığı, muhafazakar yöre halkına iyice anlatılmalı.”
AHMET KEKEÇ, Star Gazetesi, 22.10.2007
“Örgüt, bildiğiniz gibi, PKK... Kürdistan İşçi Partisi gibilerden bir anlama geliyor. Çıkışı itibariyle, Marksist kökenli bir örgüt...... Evet, Stalinist bir örgüt. Lider hiyerarşisi, otokrat yapısı, kıyıcı iç disipliniyle tamamen Stalinist bir örgüt. Üstelik, bir de kan döküyor... Karakollara baskınlar düzenliyor, yollara mayınlar döşüyor, örgüte yardım ve yataklık yapmayanları ‘ihanet’ terimleriyle yargılıyor. Örgüt, önce proletaryanın iktidarını kuracak, şartlar olgulaştıktan sonra da bağımsızlık talebiyle ortaya çıkacak. Bunu da, Marksizm’den ödünç aldıkları kavramlarla, bölge halkını güya siyasete katarak, ama aslında kan dökerek yapacaklar. Resmen deli zırvası...”
AYŞE ÖNAL, Star Gazetesi, 10.10.2007
“... 20 milyon vatandaşının katilidir Stalin. İdam ettirdiği 1 milyon politik suçlu, kendi partisinin üyeleriydi.
... Son altı aydır PKK şiddeti yeniden ve kanlı bir atağa kalktı.
... PKK minyatür bir Stalin örgütüdür.”
ALPER TAN, Kanal A, 24.10.2007
“PKK, Marksist, Leninist ve ateist bir yönetim yapısına sahiptir. Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını istismar etmekte ve kendi hedefi için kullanmaktadır. PKK bu sorunların çözümünü de katiyen istememektedir. Çünkü sorunlar çözüldüğü takdirde, PKK, kullandığı malzemeleri kaybedecektir.”
ALİ BULAÇ, Zaman Gazetesi, 7.11.2007
“... uzun vadeli bir proje çerçevesinde Türkiye'yi derinden rahatsız eden PKK ve onun İran versiyonu PJAK, 20. yüzyılın ikinci yarısında kalmış Stalinist bir örgüttür.
YASİN DOĞAN, Yeni Şafak Gazetesi, 12.10.2007
“PKK'nın kan döken, gözyaşı akıtan, günlük yaşamı çekilmez kılan, gerilimi ve huzursuzluğu arttıran eylemleri bölge insanının civanmert yapısıyla taban tabana terstir. Dini ve kültürel geleneklerine bağlı olan bir halkın, ateist ve Marksist bir örgütü desteklemesi düşünülemez; içinde insani özellikler bulunan kimse de hunharca insanların öldürülmesini olumlayamaz.”
RIDVAN ACAR, Selahaddin Eyyübi Düşünce Derneği (SER-DER) Başkanı, Vakit Gazetesi, 28.10.2007
“PKK, Marksist-Leninist bir düşüncededir. İslam'la, Müslümanlıkla bir alakaları yoktur.
... Müslüman Kürt halkı PKK'nın ne olduğunu iyi bilmektedir. Bu tür aldatmacalara, oyunlara gelmeyecektir.”
İSMAİL BERK, Yeni Asya Gazetesi, 25.10.2007
“Bölge halkı dindardır. Muhafazakardır. Adet ve gelenek bağlamında, daha tutucu ve içine kapanıktır. Marksist bir ideolojinin yıllar yılı gayretine rağmen toplumu yanına alamadığı da bir gerçektir.
İdeolojisi Marksizm olan bir siyasi hareketin ve terör örgütünün, kendine seçtiği argüman, Kürt kartıdır. Kürtler üzerinden ve Kürtlere zarar vererek siyasi bir terör hareketi teşekkül etmiştir. Şiddet merkezli Stalinist bir ceberutluktur (merhametsizliktir).
Milletin dini hassasiyetleri, ülke birliğinde olmazsa olmaz bir faktör olması; eşitlik, adalet ve muhabbet etkilerini hissettirecek eğitim, kültür ve sosyal yaklaşımları arttıracak atak adımlarla mümkün olur.
Ülkeyi sakinliğe, esenliğe kavuşturacak akl-ı selim sahibi ve muhabet merkezli, cehaletin kabaran ayranı olmaktan uzak, makul, müdebbir (tedbirli) ve teskin edici rehber fikirlere ve kendini aşmış mütehammil (dayanıklı) devlet adamlarına ihtiyaç var.”
AYHAN DEMİR, Milli Gazete, 2.11.2007
“Devlet, ...Marksist, Leninist ve ateist ideolojilerin ağına düşerek vatan haini olan gençlerimizi kazanmak için çaba sarf etmelidir. Aksi takdirde terör örgütü militanlarının tedavisinde görev almak amacıyla Kuzey Irak'a giden tıp fakültesi öğrencileriyle karşılaşmamız hiç de sürpriz olmayacaktır.”
Bölücü Örgütün Marksist-Leninist Kökeni “Kurtlar Vadisi Terör”de
Bir televizyon kanalında yayınlanan “Kurtlar Vadisi Terör” adlı dizinin ikinci bölümünde de PKK’nın Marksist-Leninist kökleri şöyle vurgulanmıştır:
“Mücadele edeceğimiz ekip, kendilerini “Serocular” olarak tanıtan, ayrılıkçı örgüt içinde yeşertilmiş, “Marksist-Leninist” ideolojiye bağlı, bu ideoloji temeliyle bağımsız bir devlet kurma amacı taşıyan ve bunu gerçekleştirmek için silahlı mücadeleyi yöntem olarak seçen bir yapılanmadır.”
Ayrıca dizide senaryo gereği polisler örgüt evine bir baskın yapmışlardır. Bu sahnede duvarda asılı duran komünist liderlerin bir arada resmedildiği bir poster dikkati çekmektedir. (üstte) Sahne, Sayın Adnan Oktar’ın ilanlarında sıkça dile getirdiği “örgüt elebaşı ve dolayısıyla üyelerinin komünist liderlere olan hayranlığı” ile paralel mantıkta hazırlanmıştır. Örgüt elebaşının ve üyelerinin komünist liderlere olan hayranlığı Sayın Adnan Oktar’ın ilanlarında elebaşının kendi sözleriyle de delillendirilmiştir.
PKK terörüne karşı fikri mücadelenin gerekliliği konusunda sağlanacak görüş birliği, niçin hayati bir önem taşır?
PKK'ya yönelik olası sınır ötesi bir operasyonun sıcak gündemi oluşturduğu şu günlerde, askeri bir harekatın yanı sıra terör örgütü ile fikri platformda da mücadele edilmesinin gerekliliği sıkça dile getirilmeye başlandı. Gerek siyasi çevrelerde gerekse basında geçtiğimiz ay boyunca bu konu hakkında çok fazla konuşuldu ve yazıldı. Dile getirilen görüşlerde, ağırlıklı olarak üzerinde durulan ortak bir nokta vardı: PKK'nın Marksist-Leninist, komünist ve ateist bir örgütlenme olarak nitelendirilmesi...
Son olarak yabancı basının en prestijli yayınlarından biri olan Washington Times'da da aynı nitelendirmenin yapıldığı bir haber yayınlandı. PKK'nın ideolojik yapısı hakkında ortak bir nitelendirme yapılmış olması ve bu yapının özellikle vurgulanması son derece önemlidir. Çünkü bu, aynı zamanda mücadele edilecek hedefi de işaret etmektedir.
Fikri Mücadelenin Gerekliliğinde Görüş Birliği
Terörle mücadele konusunda bugün gelinen noktada, terörü yalnızca askeri bir girişim ile yok etmenin mümkün olamayacağı, mutlaka fikri yönden de yapılacak bir mücadele ile terörün ideolojisinin etkisiz kılınması gerektiği tartışılmaz bir gerçek olarak kabul görmektedir. PKK'nın Marksist-Leninist, komünist ve dolayısıyla ateist bir örgütlenme olduğu da son dönemde herkesçe kabul edilen ve dile getirilen diğer bir gerçek olmuştur. Her iki konuda da toplum genelinde bir görüş birliği oluşmuştur.
Bu görüş birliğinin oluşmasında en etkili olan unsurlardan biri hiç kuşkusuz ki teröre karşı fikri mücadelenin öneminin ve gerekliliğinin öncü savunucusu olan Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan ve yaklaşık 1,5 yıldan bu yana gazetelerde yayınlanmakta olan ilanlardır.
Terör olaylarının günümüzdeki kadar gündemde olmadığı 2006 yılının ortalarından bu yana, çok sık aralıklarla gazetelere verilmiş olan bu ilanlarda, PKK'nın “Marksist-Leninist, komünist ve ateist” yapısının üzerinde ısrarla durulmuş ve bu nitelendirmenin yaygınlaşmasına öncülük edilmiştir. Bu süre zarfında terörün kaynağı ve çözümüne ilişkin, Adnan Oktar'ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan 20 farklı ilan gazetelerde yayınlanmıştır. Bu ilanlar, ülke çapında bir bilinçlenmenin oluşmasına da vesile olmuştur. Bu ilanlarda PKK tarafından gizlenmeye çalışılan komünist, ateist ve Darwinist yapı deşifre edilmiş, Darwinist eğitimin ve propagandanın toplum üzerinde nasıl yıkıcı bir etki uyandırdığı ilmi gerçeklerle izah edilmiştir. Komünizmi destekleyenlerin ülkemiz üzerinde ne gibi planları olduğu detaylı biçimde anlatılmıştır. Doğudaki vatandaşlarımızın din ahlakına olan bağlılıkları ve ahlaki erdemlerinin, sorunun çözümündeki önemli rolüne dikkat çekilmiştir. Bölücü örgüt elebaşının din ahlakına olan düşmanlığı, komünist liderlere olan hayranlığı ve Darwinist görüşleri kendi sözleriyle delillendirilmiştir. Sayın Adnan Oktar'ın gerek bu ilanlarda yayınlanan fikirlerinin, gerekse yıllardan beri eserlerinde anlattığı birçok gerçeğin bugün yazarlarımız tarafından yeni yeni dile getirildiği görülmektedir.
Bu ilanlarda bugüne kadar birçok kez dile getirilmiş olan bazı gerçekleri kısaca maddeleyecek olursak;
Terörün Kaynağı ve Çözümüne İlişkin Çok Önemli Gerçekler
* PKK; Marksist, Leninist, Stalinist, komünist bir örgütlenmedir.
* Güneydoğu'da senelerdir devam eden bölücü faaliyetlerin arkasında Marksist-Leninist-Komünist ideoloji bulunmaktadır. Bu ideolojinin temeli ise Darwinizm'e dayalıdır ve terörün bu teori olmadan hayat sahası bulması olanaksızdır.
* Darwinizm'in olmadığı yerde materyalizm olmaz. Materyalizmin olmadığı yerde komünizm olmaz. Komünizmin olmadığı yerde de PKK olmaz.
* PKK, Darwinizm ve materyalizm olmadan komünist propaganda yapamaz. Komünist propaganda yapamayınca taraftar bulamaz. Taraftar bulamayınca da gücünü kaybeder ve yok olur.
* PKK ateisttir. Din ahlakına ve din ahlakının vesile olacağı tüm güzelliklere karşıdır. Dolayısıyla küçük yaşlardan itibaren din ahlakına düşman olarak yetiştirilen, vicdandan ve her türlü güzel ahlaktan yoksun olan örgüt üyeleri, devletimizin bekası ve halkımızın güvenliği için büyük bir tehdittir.
* PKK’nın materyalist ve ateist köklerine karşın, Doğu insanı dindardır. PKK’nın kendisine yuva edindiği topraklarda yaşayan bu güzel ahlaklı vatandaşlarımızı kollamak, ihtiyaçları olan desteği vermek gerekir.
* PKK, terörist olarak yetiştireceği kişilere öncelikle diyalektik materyalizm ve bu felsefenin temeli olan Darwinizm eğitimi vermektedir. Bu nedenle bütün Türkiye'de anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-komünist çok güçlü bir fikri propaganda şarttır.
* Materyalist, ateist, Darwinist Avrupa, PKK'yı kendisiyle aynı felsefi inanca sahip olduğu için bütün gücüyle desteklemektedir.
* PKK'ya çözüm, Darwinizm'in ve materyalizmin yerle bir edilmesidir.
Terörle Fikri Mücadele Nasıl Yapılmalı?
Terörle mücadele konusunda hayati bir öneme sahip olan anti-komünist ve anti-Darwinist propagandanın toplum genelinde de öneminin fark edilmiş olması son derece sevindirici bir gelişmedir. Bu noktadan sonra yapılması gereken ise fikri mücadele kapsamında somut adımlar atılmasıdır. Bu konuda çeşitli kurumlara da sorumluluklar düşmektedir.
* Devletimiz; Türk halkının komünizm, materyalizm ve Darwinizm’e karşı bilinçlenmesini sağlayacak sosyal politikalar oluşturarak veya bu konuda ehil sivil toplum kuruluşlarını destekleyerek;
* Basın yayın kuruluşları; kardeşliği, sevgiyi, merhameti ve inanç birliğini esas alan yayınlar yaparak;
* Köşe yazarları; anti-komünist propagandaya devam ederek, teröre öldürücü darbenin vurulmasında iş birliği içinde hareket etmelidirler.
Bu somut adımların aynı zamanda hızlı, kararlı ve sürekli olması da alınacak neticeyi çabuklaştıracaktır. Şu unutulmamalıdır ki, PKK’nın terör eylemlerine başladığı 1980’li yıllarda doğan bebekler, Darwinizm’in beslediği komünist ideoloji ile uyuşturulup, kandırılıp, bugün PKK saflarında mücadele eden militanlar haline gelmişlerdir. Terör örgütünün şu anki silahlı birliklerinin çoğu o yıllarda doğan çocuklardan oluşmaktadır. Eğer Darwinizm söz konusu yıllarda ortadan kaldırılsaydı komünizm tamamen çürütülmüş olacak, bu sapkın ideoloji de sonraki nesillere aktarılamayacaktı. Dolayısıyla ideolojisi olmayan bir örgütün kendine yandaş toplaması ve faaliyet göstermesi mümkün olamayacağından PKK da kısa zamanda yok olup gidecekti.
PKK'nın Doğu'daki Siyasi Gücünü Kaybetmesi, Fikri Mücadelenin Önemine Güzel Bir Örnektir
Türkiye'de şu an, çeşitli kesimlerin katkılarıyla yoğun biçimde devam eden büyük bir imani, milli, kültürel ve ilmi çalışma vardır. Bu çalışmanın güzel sonuçları kendini göstermeye başlamıştır. PKK'nın son dönemde siyasi anlamda büyük bir güç kaybına uğramış olmasında söz konusu faaliyetlerin büyük rolü olmuştur. Bu faaliyetlerin vesilesiyle Türkü, Kürdü, Lazı ve Çerkeziyle tüm Türk halkı birlik ve beraberlik ruhunu korumuş, imanını muhafaza etmiş, milli ve manevi değerlerine sahip çıkma konusunda etkin bir tavır sergilemiştir. Gençler de ateist ve bölücü ideolojilere aldanmaktan kurtulmuş, böylelikle terör örgütü ideolojik anlamda hiçbir destek bulamaz hale gelmiştir.
Bu fikri mücadeleye öncülük eden Sayın Adnan Oktar, bir röportajında bu müjdeli gelişmeyi şu şekilde anlatmıştır:
"Türkiye'de eskiden sol daima hakim olurdu. Biz Darwinizm'e karşı güçlü bir mücadele verdikten sonra sağ ezici şekilde hakim olmaya başladı Türkiye'de, bu net bir başarıdır. PKK'dan halk kitleler halinde kopmaya başladı. Biz faaliyet yaptıktan sonra, PKK'nın gerçek yönünü, Marksist yönünü, Materyalist yönünü vurguladıktan sonra, Darwinizm'in geçersizliğini anlattıktan sonra, PKK siyasi yönde çok ciddi güç kaybına uğradı. Bunu da son zamanlarda açık açık gördük. Yani Türkiye'nin genel tablosuna bakarsanız bunu çok açık görürsünüz."
Çözüm Bataklığın Kurutulmasındadır
Yazı boyunca vurgulandığı üzere PKK'ya karşı kalıcı bir çözümü fikri mücadele olmadan elde etmek olanaksızdır. Sivrisineklerle tek tek mücadele etmenin sonu yoktur, çözüm bataklığın kurutulmasıdır. Fikri mücadele terör örgütüne psikolojik açıdan da büyük darbe vurmaktadır. Son günlerde terör örgütü yandaşlarının, kaybettikleri desteğin ardından büyük bir panik içinde oldukları, psikolojilerinin bozulduğu gözlenmektedir. İdeolojilerinin artık taraftar bulmadığı gerçeğinin iyiden iyiye farkına varan bu kişiler, din ahlakına karşı olan düşmanlıklarını açıkça ortaya koyan açıklamalar yapmaktadırlar.
Bölücü örgüt şunu çok iyi bilmektedir ki; İslam ahlakını benimsemiş bir toplumda başarılı olmaları mümkün değildir. Bu gerçeğin bilincinde olan ilgili odaklar, bütün güçleriyle milletimizi imanından, ahlakından koparmaya çalışmakta, Darwinist dünya görüşünü yerleştirmeye gayret etmektedirler. Darwinizm’in yayılması PKK için yeni insan kaynağı demektir. Bu yüzden Darwinizm ile yapılan her türlü propaganda doğrudan terör örgütünü fikri anlamda güçlendirip, beslemektedir. Tek yanlı Marksist-Leninist ve Darwinist propaganda, Doğu'da binlerce gencin bölücü örgütün saflarına katılmasına sebep olacaktır. Marksist-Leninist, bölücü propagandaya karşı Yaratılışçı, milliyetçi, Atatürkçü, üniter devleti ve milli manevi değerleri savunan bir karşı propaganda şarttır. Bu propagandaya toplumun tüm kesimlerinin destek olmaları, teröre öldürücü darbe vurulana kadar bunu kararlılıkla sürdürmeleri ülkemizin geleceği açısından son derece önemlidir.
Bölücü Örgütün Elebaşının Darwinist İzahları
Bölücü örgütün elebaşı, her komünist gibi Darwinizm’i mutlak bir gerçek olarak benimsemiş, örgütün tüm ideolojik alt yapısını bu bilim dışı aldatmaca üzerine bina etmiştir.
İlkel komünal topluluk dönemi, İNSANLIĞIN HAYVANLAR ALEMİNDEN KOPARAK tarih sahnesine çıktığı, son derece geri üretim güçleri ve bu temelde şekillenmiş basit üretim ilişkilerinin hüküm sürdüğü bir aşamayı ifade eder. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.25)
Başlangıçta insanın kendine yakın hayvan türlerinden pek farkı yoktur. Doğada hazır bulduklarını yer, ağaçlar üzerinde ve kavuklarda örgütsüz bir şekilde barınır. Ama düşünme ve konuşma yetisini kazanmasıyla birlikte, yiyecek toplamada, DİĞER HAYVANLARA karşı kendini savunmada, doğal afetlere karşı kendini korumada, bazı ilkel taş araçları geliştirmek ve hemcinsleriyle dayanışma içine girmek kaçınılmaz olur. Bu aşamaya kadar, HAYVANLAR ARASINDA GEÇERLİ OLAN; BİYOLOJİNİN EVRİMLER KANUNU hüküm sürmektedir. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.13)
HAYVANIN EN İLERİ SOSYALLEŞMİŞ BİÇİMİ İNSANDIR. En vahşi hayvandır insan, en acımasız hayvandır. (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, İstanbul, Nisan 2001, s.106)
Bölücü Örgütün Elebaşının Komünist Olduğunu İspat Eden Bazı İzahları
"Lenin 1900’de ne ise ben de 21. yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum, reel sosyalizmle savaşarak, emperyalizmle savaşarak yeni sosyalizmi inşaa ediyorum." (Özgür Yaşamla Diyaloglar, s. 201)
"PKK, Marksizm-Leninizm geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerine şekillenecektir." (Kürdistan’da Halk Kahramanlığı, s.78)
"Bizim ortamımızda sosyalizmin ve komünizmin ölçüleri egemendir. Sosyalizmde herkese emeği kadar verilir. Bu, parti (PKK) içinde de geçerlidir. Bu, komünist toplumun kuruluşuna kadar da geçerli olacaktır." (Tasfiyeciliğin Tasfiyesi, s.153)
"İşte proletaryanın kahramanları Marks ve Engels. İşte onun teorik, siyasal dahisi Lenin ve yine onun pratik ustaları Stalin, Ho Chi Minh ve Mao. Ve bunların önderliğinde yürüyen birçok ulusal ve enternasyonalist kahraman. İnsanlığın özgürlük bilincini ayaklandıran, örgütlendiren ve halk ordusu denilen orduları ortaya çıkaran bu büyük kahramanların insanlık tarihindeki yeri gerçekten büyüktür." (Kürdistan’da Halk Kahramanlığı, İstanbul, Mart 2004, s.87)
ADNAN OKTAR PKK İLE HASIL MÜCADELE EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ ANLATIYOR
Aşağıda Sayın Adnan Oktar'ın yakın zamanda gerçekleştirmiş olduğu çeşitli röportajlardan terör konusu ile ilgili bazı bölümler yer almaktadır.
Fikri Mücadeleyle Çok Rahat Netice Alınır
"Bizim yaptığımız mücadele bu, Darwinizm’le ilgili felsefenin ortadan kaldırılmasının mücadelesi, arkasından İslam’ın gelişmesine sebep oluyor. Mesela bu Türkiye'de hemen kendisini gösterdi. Türkiye'de bugün Darwinizm'e inanmayanların sayısı %90'a çıkmıştır. Yani bu silahlı bir mücadeleyle elde edilecek bir şey değildir. Fikri mücadeleyle elde edilecek bir şeydir. Mesela Türkiye'de PKK terörü var. Buna karşı da yine aynı şekilde silahla netice alınamaz. Buna karşı da fikri mücadele yapılması gerekir. Fikri mücadeleyle çok rahat netice alınır. Dünyada güçlü bir fikri mücadele yapılsa, İslam 5-10 yıl içinde bütün dünyaya çok rahat hakim olabilir. Medeni insanlara, düşünceye açık olan insanlara, kültürle bilgiyle yaklaşmak imkanı varken, silahla yaklaşmak son derece anlamsız olur, son derece gereksiz olur." (El Cezire televizyonu ile röportaj, 6 Ağustos 2007)
Komünist Ayaklanmanın Adının Konması Gerekir
“Bugün Türkiye'nin Doğu'sunda da bir komünist ayaklanma vardır. Israrla söylüyorum ben. Bu komünist ayaklanma diyorum. Ama birçok insan da “öyle bir şey yok” diyor. Komünist ayaklanma değil, komünizm öldü, komünizmle bu adamların alakası yok, bir ayaklanma. Halbuki bunun adının konması lazım. Darwinist, materyalist sistemden kaynaklanan bir komünist ayaklanma var ve komünist propaganda var. Avrupa'da. Nihai hedefi Avrupa'nın komünizmdir. Bir Avrupa komünizmi oluşturmak istiyorlar. Avrupa komünizminde de din, iman, ahlak, aile gibi kurumlar kabul edilir kurumlar değildir. Yani komünizmin hedefleri, dinin, ailenin, ahlakın ortadan kalkmasıdır. Bunları kendi eserlerinde Marks da açıklıyor, Lenin de açıklıyor diğer Marksist liderler de açıklıyorlar. Rusya ile becerilemeyen komünizm, Avrupa kanalıyla halledilmeye çalışılı yor şu anda. Doğu'daki komünist hareketi de destekleyen yine Avrupa'daki bu sosyalistlerdir. Avrupa'nın büyük bir bölümü hemen hemen tamamına yakını PKK hareketini destekliyor, bu ayaklanmayı destekliyorlar. Çünkü Darwinist, materyalist ve ateist çizgi her ikisinde de aynı. Dolayısı ile kendi düşüncesinde olduğu için özellikle orayı o şekilde savunuyorlar. Hatta Türkiye'nin diğer kısmının da, aynı şekilde sosyalist Marksist idare ile idare edilmesini istiyorlar, ikiye bölündüğünde. Allah esirgesin. Kendi kafalarına göre ki buna asla müsaade etmeyiz. Doğu Türkiye, Batı Türkiye, komünist Doğu Türkiye, komünist Batı Türkiye şeklinde bir bölünme idealleri var. Bunun için de Darwinizm'e ihtiyaç vardır. Onun için ısrarla bu yalanı ayakta tutmaya çalışıyorlar. Yani bu yalan ortadan kalktığında komünizm ve sosyalizm de çöker. Avrupa'daki komünist ve sosyalist partilerin dini olan, hayat damarı olan Darwinizm, şu an ayaklarının altından kayıyor. Meydana gelen panik bu görünenin çok çok üstünde aslında, çok çok üstünde. Aşırı telaş göstertmek istemiyorlar. Böyle bir şey ummuyorlardı gerçekten, böyle ağır bir yara alacaklarını, böyle bir darbe alacaklarını hiç ummuyorlardı. Bunu kısmen şu anda durdurmaya çalışıyorlar.” Ekrem Kızıltaş ile röportaj, 20 Ekim 2007
Kamuoyu Sayın Deniz Baykal’daki Ani Değişikliğin Sebebini Merak Ediyor
Gerek siyasi çevreler ve kamuoyu, gerekse basın tarafından takip edildiği üzere Sayın Baykal’ın kısa bir süre öncesine kadar Doğu ve Güneydoğu Bölgelerimizde yaşanan terör olayları ve sınır ötesi operasyon ile ilgili eleştiri alan yorumları ve çözüm önerileri bulunmaktaydı. Ancak Sayın Baykal’ın -daha çok çözümsüzlüğe sürükleyecek- bu önerilerinde son dönemlerde dikkat çeken bir değişiklik olmuştur. Daha önce bu yönde hiç böyle bir yaklaşımı bulunmayan Sayın Baykal da Sayın Adnan Oktar’ın ilanlarındaki “bölücü örgütün Marksist-Leninist köklerini ortaya koyan” ve “masum bölge halkını kucaklayan” net teşhisleri doğrultusunda görüşlerini değiştirmiş ve bu ani değişikliği açıkça yansıtan açıklamalarda bulunmuştur. Sayın Baykal’ın yaptığı açıklamalardan bazı başlıklar şöyledir:
Yeni Kürt Açılımı Kuzey Irak'a Yönelik
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Kürt açılımı"na açıklık getirirken terörle askeri mücadeleden vazgeçmenin mümkün olmadığını vurguladı ve "Ancak sadece sınır ötesi operasyonlarla sorunun çözülemeyeceği görülüyor. Askeri önlemleri bütünleyen, destekleyen başka önlemler de alınmalı" dedi. Kuzey Irak'a yönelik uzun süreli çalışma yapılmasını isteyen Baykal, "PKK'nın içinde yaşadığı, PKK ile iletişim içinde olan topluma yönelik öneriler yapıyorum. PKK'yı orada yalnızlaştırmak gerekiyor" dedi.
(http://www.sabah.com.tr/2007/11/10/haber,AB1D5644A4FE453D815189061B32618F.html)
Baykal’dan Sürpriz Kürt Açılımı
SADECE SINIRÖTESİYLE OLMAZ
“Artık sorun sadece sınır ötesi operasyon bağlamında görülemez. Kuzey Irak ile Suriye’yi bir görmemek gerekir. Suriye’deki durum mekan sağlamakla ilgiliydi. Burada ise uluslararası destek, otonom bir hükümet, aynı etnik kökenden nüfus var. O zaman ne yapmalı? Kuzey Irak’la ilişkiyi terör bağlamı dışında da görmeli. Bunları günü birlik de değil, 10, 20, 30 yıl sonrasına yönelik planlama içinde yapmalı.”
BARZANİ’YLE KAVGA DEĞİL, İLİŞKİ KURALIM
“500 veya bin genci Kuzey Irak’tan getirip okutalım. Kürt de olsun, Arap da. Bizi yaşayıp, tanısınlar, iyi eğitim alsınlar. 15 yıl sonra o ülkenin yöneticisi olacaklar. Şimdi bunu biz yapmıyoruz, Barzani yapıyor. Orayla kavga dövüş değil, böylesi ilişkiler kuralım. Bölgeye yönelik yaygın radyo ve TV yayını yapalım. Bunu ABD, İngiltere yapıyor da biz niye yapmıyoruz? Sadece özel yayınları kast etmiyorum, devlet yayınlarını söylüyorum.”
SABIR VE GERÇEKTEN SEVECENLİKLE YAKLAŞALIM
“Bugün Türküyle Kürdüyle birbirimizi seviyoruz. Eğer bölgede yanlış kararlar sonucu bir dışlanmışlık duygusu varsa, bu insanlar da görüyor ki, o bölgenin dışına çıkıldığında hiç böyle bir şey yok. Evleniyoruz, komşu oluyoruz, iş yapıyoruz. Bölgeye daha fazla yatırım, daha fazla iş, daha fazla eğitimle gidelim. Ama bunlara rağmen bölücü terör olacaktır. Bununla beraber yaşayacağız. Yalnız komplekse kapılmayalım, şiddeti olağanlaştırmayalım. Herkes yeterince dikkatli ve kararlı olmalı. Çünkü, caydırıcı olmazsak barış da yok. Sabır ve gerçek sevecenlikle olaya yaklaşalım.” (http://www.ntvmsnbc.com/news/425716.asp)
Vatandaşlarımızı Birbirine Düşman Etme Oyununa Dikkat!
Doğudaki komünist terör örgütü mensupları ile terör mağduru Doğulu masum vatandaşlarımızı çok iyi ayırt etmek gerekir. Doğulu masum vatandaşlarımıza daha fazla şefkat göstermek, koruyup kollamak güzel ahlakın gereğidir. Aksi, terör örgütünün istediğidir ve gafilane, hatta hainane bir hareket olur. Bu nedenle Doğulu vatandaşlarımıza karşı diğer vatandaşlarımızı düşman etmeye yönelik oynanan oyuna, yapılan provokasyona karşı dikkatli olmak gerekir. Bu oyuna gelmek, aklı başında, güzel ahlaklı hiçbir insan için düşünülemez. Bu gaflet, hıyanet ve dalalettir. Doğu insanı tüm milletimiz gibi, şefkatli, sevecen, sevgi ve saygıdan hoşlanan, dürüst, haysiyetli, misafirperver, kadir kıymet bilen, vefalı insanlardır. Terör örgütünün ve Avrupalı terör odaklarının bu büyük oyununa gelmekten şiddetle kaçınmak gerekir. Bu oynanan sinsi oyunu alaşağı edelim. Vatandaşlarımızın birbirine kin, nefret ve öfke ile yaklaşmasını, birbirlerine düşman olmasını isteyen bu odaklara karşı en etkili şamar, milletimizin birbirine dostane, sevecen ve saygılı yaklaşmasıdır.
PKK'nın Marksist-Leninist, Komünist ve Ateist Yapısının Dile Getirilmesi Neden Önemli?
PKK'nın ideolojik temellerinin doğru teşhisi ve bunun geniş kitlelere duyurulması, yapılması gereken fikri mücadelenin ilk ve en önemli adımıdır. Terör örgütünün ağırlıklı olarak propaganda faaliyetlerini sürdürdüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaşayan gerek Türk gerekse Kürt vatandaşlarımızın Allah'a inanan, dindar insanlar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, PKK'nın ideolojisinin deşifre edilmesinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü Yüce Allah'a imanın, peygamber sevgisinin, vatan aşkının olduğu yerde bölücü terör bir adım dahi ilerleyemez; geri çekilir, siner ve yok olur gider.
Ateist ve Komünist Olan Bölücü Örgütün Elebaşının Allah ve Din Hakkındaki Bazı İfadeleri (Yüce Allah'ı Tenzih Ederiz)
Aşağıdaki alıntılar, bölücü örgütün elebaşının kitaplarından alınmış, bizzat kendisine ait ifadelerdir. Bu ifadelerin tümü, bu kişinin ateist olduğunu ve İslam’ı kendi sığ materyalist anlayışıyla yorumladığını ortaya koymaktadır:
Lise dönemlerinde büyük felsefik bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaşı verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum. (Özgür Yaşamla Diyaloglar, Ekim 2002, s. 257)
Tek tanrılı din ideolojileri, baştan sona siyaset ideolojileridir. Dini söylem, Allah, peygamber ve melek gibi kavramlar dönemin siyasi literatürüdür. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 204)
Allah bir nevi ortaçağın feodal manifestosudur, temel yasası ve bildirgesidir. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 313)
Namazın kendisi de genel anlamda bir tiyatrodur. (Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa, Cilt 1, Aralık 2001, s. 354)
Sayın Adnan Oktar'ın Eserlerinden Faydalanılarak Hazırlanan Terör Konulu İlanların Başlıkları
1. Komünist-Bölücü Terörün Çözümü Bataklığın Kurutulmasıdır (10.Ağustos.2006)
2. "Bölücü Terör"ün Gerçek Adı "Komünist Terör"dür (12.Eylül.2006)
3. Avrupa Materyalist Birliği (AB)'nin Karanlık Oyunlarına Dikkat! (17.Ekim.2006)
4. Türkiye Cumhuriyeti Pasifize Edilmek, Bölünmek ve Yok Edilmek İstenmektedir (1.Kasım.2006)
5. Komünizm Tehlikesi Önemsenmeli! (26.Aralık.2006)
6. Bölücü Komünist Ayaklanmaya Karşı Bilimsel Fikri Mücadele Şarttır (7.Mart.2007)
7. Komünist-Bölücü Terörün Çözümü Bataklığın Kurutulmasıdır (1.Mayıs.2007)
8. Komünist Ayaklanmaya Dikkat! (4.Mayıs.2007)
9. Komünist Ayaklanmaya Karşı Milli Seferberlık Şarttır! (4.Haziran.2007)
10. Komünist İdeoloji Her Yönden Kıskaca Alınmalıdır (6.Haziran.2007)
11. Bölücü Örgütün Gerçek Yüzü Türk Milleti'ne Anlatılmalıdır (9.Haziran.2007)
12. Doğuda Kan Döken Bölücü Örgüt, Ateist ve Komünist Bir Örgüttür (19.Haziran.2007)
13. Bölücü Örgütün Oyunlarına Dikkat! (29.Haziran.2007)
14. Bazı "Sosyalist Enternasyonal" Üyeleri Komünist Bölücü Örgütün Destekçisidir (12.Temmuz.2007)
15. Dindar Doğu İnsanı Bölücü Komünist Oyunları Bozdu! (9.Ağustos.2007)
16. "Komünizm Artık Bitti Oyunu"na Dikkat! (12.Eylül.2007)
17. Bölücü Komünist Teröre Karşı Anti-Komünist Bilinçlenme Şarttır (5.Ekim.2007)
18. Avrupa Birliği (AB)'ni Materyalizm Batağından Sadece Türkiye Kurtarabilir (10.Ekim.2007)
19. Bir Yandan Terörü Lanetlerken Bir Yandan Darwinizm'in Anlatılması Büyük Bir Gaflettir (30.Ekim.2007)
20. PKK'ya Çözüm Darwinizm'i Yıkmaktır (13.Kasım.2007)
HASAN CELAL GÜZEL, Radikal Gazetesi, 5.11.2007
“PKK, aynı zamanda Marksist-Leninist bir örgüttür. Allah'a, dine inanmayan (Yüce Allah’ı tenzih ederiz.), insanımızın bütün değerlerine uzak bir örgütün, halkın haklarını savunması düşünülebilir mi?”
HAŞMET BABAOĞLU, Vatan Gazetesi, 10.10.2007
“...Kullandığı Stalinist dil iyiden iyiye halka yabancılaşan ve artık terörün gaddar yüzünü saklayamayan PKK hiç hesap etmediği bir sosyal-siyasal dirençle karşılaştı.”
NAZLI ILICAK, Sabah Gazetesi, 11.10.2007
“PKK'nın Marksist bir örgüt olduğu, dinle diyanetle ilgisi bulunmadığı, muhafazakar yöre halkına iyice anlatılmalı.”
AHMET KEKEÇ, Star Gazetesi, 22.10.2007
“Örgüt, bildiğiniz gibi, PKK... Kürdistan İşçi Partisi gibilerden bir anlama geliyor. Çıkışı itibariyle, Marksist kökenli bir örgüt...... Evet, Stalinist bir örgüt. Lider hiyerarşisi, otokrat yapısı, kıyıcı iç disipliniyle tamamen Stalinist bir örgüt. Üstelik, bir de kan döküyor... Karakollara baskınlar düzenliyor, yollara mayınlar döşüyor, örgüte yardım ve yataklık yapmayanları ‘ihanet’ terimleriyle yargılıyor. Örgüt, önce proletaryanın iktidarını kuracak, şartlar olgulaştıktan sonra da bağımsızlık talebiyle ortaya çıkacak. Bunu da, Marksizm’den ödünç aldıkları kavramlarla, bölge halkını güya siyasete katarak, ama aslında kan dökerek yapacaklar. Resmen deli zırvası...”
AYŞE ÖNAL, Star Gazetesi, 10.10.2007
“... 20 milyon vatandaşının katilidir Stalin. İdam ettirdiği 1 milyon politik suçlu, kendi partisinin üyeleriydi.
... Son altı aydır PKK şiddeti yeniden ve kanlı bir atağa kalktı.
... PKK minyatür bir Stalin örgütüdür.”
ALPER TAN, Kanal A, 24.10.2007
“PKK, Marksist, Leninist ve ateist bir yönetim yapısına sahiptir. Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını istismar etmekte ve kendi hedefi için kullanmaktadır. PKK bu sorunların çözümünü de katiyen istememektedir. Çünkü sorunlar çözüldüğü takdirde, PKK, kullandığı malzemeleri kaybedecektir.”
ALİ BULAÇ, Zaman Gazetesi, 7.11.2007
“... uzun vadeli bir proje çerçevesinde Türkiye'yi derinden rahatsız eden PKK ve onun İran versiyonu PJAK, 20. yüzyılın ikinci yarısında kalmış Stalinist bir örgüttür.
YASİN DOĞAN, Yeni Şafak Gazetesi, 12.10.2007
“PKK'nın kan döken, gözyaşı akıtan, günlük yaşamı çekilmez kılan, gerilimi ve huzursuzluğu arttıran eylemleri bölge insanının civanmert yapısıyla taban tabana terstir. Dini ve kültürel geleneklerine bağlı olan bir halkın, ateist ve Marksist bir örgütü desteklemesi düşünülemez; içinde insani özellikler bulunan kimse de hunharca insanların öldürülmesini olumlayamaz.”
RIDVAN ACAR, Selahaddin Eyyübi Düşünce Derneği (SER-DER) Başkanı, Vakit Gazetesi, 28.10.2007
“PKK, Marksist-Leninist bir düşüncededir. İslam'la, Müslümanlıkla bir alakaları yoktur.
... Müslüman Kürt halkı PKK'nın ne olduğunu iyi bilmektedir. Bu tür aldatmacalara, oyunlara gelmeyecektir.”
İSMAİL BERK, Yeni Asya Gazetesi, 25.10.2007
“Bölge halkı dindardır. Muhafazakardır. Adet ve gelenek bağlamında, daha tutucu ve içine kapanıktır. Marksist bir ideolojinin yıllar yılı gayretine rağmen toplumu yanına alamadığı da bir gerçektir.
İdeolojisi Marksizm olan bir siyasi hareketin ve terör örgütünün, kendine seçtiği argüman, Kürt kartıdır. Kürtler üzerinden ve Kürtlere zarar vererek siyasi bir terör hareketi teşekkül etmiştir. Şiddet merkezli Stalinist bir ceberutluktur (merhametsizliktir).
Milletin dini hassasiyetleri, ülke birliğinde olmazsa olmaz bir faktör olması; eşitlik, adalet ve muhabbet etkilerini hissettirecek eğitim, kültür ve sosyal yaklaşımları arttıracak atak adımlarla mümkün olur.
Ülkeyi sakinliğe, esenliğe kavuşturacak akl-ı selim sahibi ve muhabet merkezli, cehaletin kabaran ayranı olmaktan uzak, makul, müdebbir (tedbirli) ve teskin edici rehber fikirlere ve kendini aşmış mütehammil (dayanıklı) devlet adamlarına ihtiyaç var.”
AYHAN DEMİR, Milli Gazete, 2.11.2007
“Devlet, ...Marksist, Leninist ve ateist ideolojilerin ağına düşerek vatan haini olan gençlerimizi kazanmak için çaba sarf etmelidir. Aksi takdirde terör örgütü militanlarının tedavisinde görev almak amacıyla Kuzey Irak'a giden tıp fakültesi öğrencileriyle karşılaşmamız hiç de sürpriz olmayacaktır.”
Bölücü Örgütün Marksist-Leninist Kökeni “Kurtlar Vadisi Terör”de
Bir televizyon kanalında yayınlanan “Kurtlar Vadisi Terör” adlı dizinin ikinci bölümünde de PKK’nın Marksist-Leninist kökleri şöyle vurgulanmıştır:
“Mücadele edeceğimiz ekip, kendilerini “Serocular” olarak tanıtan, ayrılıkçı örgüt içinde yeşertilmiş, “Marksist-Leninist” ideolojiye bağlı, bu ideoloji temeliyle bağımsız bir devlet kurma amacı taşıyan ve bunu gerçekleştirmek için silahlı mücadeleyi yöntem olarak seçen bir yapılanmadır.”
Ayrıca dizide senaryo gereği polisler örgüt evine bir baskın yapmışlardır. Bu sahnede duvarda asılı duran komünist liderlerin bir arada resmedildiği bir poster dikkati çekmektedir. (üstte) Sahne, Sayın Adnan Oktar’ın ilanlarında sıkça dile getirdiği “örgüt elebaşı ve dolayısıyla üyelerinin komünist liderlere olan hayranlığı” ile paralel mantıkta hazırlanmıştır. Örgüt elebaşının ve üyelerinin komünist liderlere olan hayranlığı Sayın Adnan Oktar’ın ilanlarında elebaşının kendi sözleriyle de delillendirilmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



