kıyamet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kıyamet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şehirleşmede artış Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametlerindendir



ŞEHİRLEŞMEDE ARTIŞ HZ. MEHDİ (AS)’IN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR

Yaşadığımız yüzyılın en belirgin özelliklerinden biri şehirlerde yaşayan nüfusun sayısındaki artıştır. İnsanlık tarihinde şehirler sosyal, siyasal ve iktisadi olarak da­ima önemli olmuşlardır. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Sanayi Devrimi ile birlikte, insanlar kırsal bölgeleri terk edip şehirlere yerleşmeye başlamışlardır. 

1800’lü yıllarda kentli nüfus 30 milyondan daha azken,  1850-1900 yılları arasında 20 bin ve daha fazla nüfuslu kentlerde yaşayanların oranı % 9.2'ye çıkmıştır. Fakat asıl olarak şehirleşme içinde bulunduğumuz yüzyılda önemli ölçüde artmıştır. Bu artış günümüzde de devam etmektedir. Yapılan araştırmalar 6,9 milyarlık dünya nüfusunun 3 milyar 454 milyonunun şehirlerde yaşadığını göstermektedir. Önceki yüzyıllarda rastlanmayan bu durum, hadislerde bildirildiği gibi, bir ahir zaman alameti olarak günümüzde gerçekleşmektedir.

"EY ENES! İNSANLAR ŞEHİRLEŞECEKLER, O ŞEHİRLERDEN BAZILARINA: "BASRA VE KUSAYRE" DENİLECEK." (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s.490)

Şehirlerin sayılarının çokluğu, metropolis, megapolis gibi nüfusu 10 milyonu aşan şehirlerin varlığı, yüksek binalar, çarşılar, oyun alanları, parklar ve bahçelerden oluşan mimari planları ile günümüz şehirleri Peygamber Efendimiz(sav)’in yaşadığı dönemdeki şehirlerden çok farklıdır. 

Ancak Peygamber Efendimiz(sav) 1400 yıl önce günümüz şehirleri hakkında bilgiler vermiş ve şehirleşmenin çok olacağını bildirerek zamanımıza işaret etmiştir. Böylece bu ahir zaman alameti de tam Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği şekilde günümüzde gerçekleşmiştir.

Hz. Mehdi (a.s.) Devrinde Estetik ve Güzellik Hayatın Her Alanına Yayılacaktır

Hz. Mehdi (as) Kuran ahlakını uygulama konusundaki kararlılığı ile temizlik ve estetik anlayışını mimari yapılara da yansıtacaktır. Hz. Mehdi (as) döneminde mimari yapılar ihtişamlı olacak şehirler estetik bir görünüme bürünecektir

“Kıyam edecek (Kâim) olan Hz. Mehdi (a.s.) Ali’nin soyundandır. O BU YERYÜZÜNÜ, YERYÜZÜNDEN BAŞKA BİR HALE GETİRECEKTİR...” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 169)

“ALEMDE VİRAN BİR YER KALMAYACAK VE HZ. MEHDİ (A.S.) HER YERİ ONARACAK, ABAD (MAMUR VE ŞEN) EDECEK.” (El  Mehdiyy-il Mev’ud, c:1, sf. 264)

ADNAN OKTAR: “Dünya yepyeni bir medeniyet çağına girecek. Bilimde, sanatta, estetikte her yönde, inşaAllah. Huzur, güven, barış, iyilikler, güzellikler bütün dünyayı kaplayacak. Deccalin pisliğini, deccalin rezilliğini dünya bütün açıklığıyla gördü. Şimdi de Mehdiyet’in ışığını, temizliğini ve sıcaklığını görecekler. Aradaki kıyası yapacaklar; aman Allah’ım biz cehennemin içindeymişiz, diyecekler. Hayat varmış, dünya varmış elhamdülillah, diyecekler. Arada muazzam fark olduğunu görecekler. O muazzam farkı göstermek için Cenab-ı Allah bu imkanı meydana getiriyor.  (Adnan Oktar’ın Gaziantep olay Tv’deki canlı röportajı, 15 Şubat 2011)

Yüksek binaların inşa edilmesi Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerindendir




YÜKSEK BİNALARIN İNŞA EDİLMESİ, HZ. MEHDİ (AS)’IN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR


Yüksek katlı binalar ancak 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmeye başlanmıştır.
Teknolojinin ilerlemesi, çeliğin yaygınlaşması ve elektrikli asansörlerin kullanılması gökdelenlerin inşaatına hız kazandırmıştır.
Gökdelenler 20. ve 21. yüzyıl mimarisinin önemli bir parçası olmuş, günümüzde de kimileri için adeta birer prestij sembolü haline gelmiştir.
Dünyanın en yüksek yapılarından bazıları ve yükseklikleri şöyledir:
Kanada’daki CNN televizyon kulesi 555 m.
Tayvan’daki Taipei 101 binası 508 m.
Çin’deki Oriental Pearl televizyon kulesi 467 m.
Malezya’daki Petronas kuleleri 449 m.
Chicago’daki Sears kulesi 443 m.
New York’taki Empire State binası 381 m.
Şüphesiz ki 1400 yıl önce yaşayan insanlar, bu derece yüksek binaların inşa edilmesine olanak tanıyan teknolojik imkanlardan habersizlerdi.
Dahası, ileride 100-150  katlı binalar yapılacağını tahmin bile edemezlerdi.
Evlerin en fazla 1-2 katlı olduğu, çimento ve çelik gibi temel inşaat malzemelerinin henüz üretilmediği, kamyon, vinç gibi binaların yapımını kolaylaştıran hiçbir aracın olmadığı bir zamanda Peygamber Efendimiz (sav) tarafından söylenmiş olan şu sözler ahir zamanın büyük delillerinden sadece bir tanesidir:

Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Yüksek binalar yapmada insanlar birbirleriyle yarışacak. (Buhari, Fiten: 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313)

         "Yüksek yüksek binalar inşa edilmedikçe kıyamet kopmaz. (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s.    468)"

Görüldüğü gibi Peygamberimiz (sav)'in 1400 sene önce haber verdiği bu alamet de günümüzde gerçekleşmiştir. 
Farkında mısınız?
Ahir zaman alametleri günümüzde birbiri ardına gerçekleşiyor. Tüm dünya yüzyıllardır hasretle beklediği  Hz. İsa(as)’ın nuzulü ve Hz. Mehdi(as)’ın zuhuru için hazırlanıyor.

Hz. Mehdi (a.s.)’ın Talebelerinin Üstün Özellikleri - 2. Bölüm



Hz. Mehdi (a.s.)’ın Talebelerinin Üstün Özellikleri
 2. Bölüm

Hz. Mehdi (a.s.)’ın Cemaatinin Sayısı Az Olacaktır
Hadislerde bildirildiğine göre Hz. Mehdi (a.s.)'a inananlar 313 gibi çok az bir sayıda kalacaktır. Bu kişiler Allah'ın kalplerine özel olarak iman yazdığı, çok samimi insanlar olacaktır.
Ebu Basir der ki: İmam Ebu Abdullah aleyhisselam şöyle buyurdu: "Araplardan Kâim aleyissselam'la (HZ. MEHDİ (a.s.)'LA) BİRLİKTE OLAN ÇOK AZ İNSAN OLACAKTIR."... (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 239)
Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)
Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakârlıkta onlara yetişemez. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57-68)
ADNAN OKTAR:  Mehdiyet yekvücuttur. Resulullah (s.a.v.) “313 kişidirler” diyor. Yani 600 gözlü, 600 kulaklı, 300 beyinli bir tek varlık gibidir Mehdi (a.s.) talebeleri. Bununla adam baş edemez ki, dünyada böyle bir varlık yok çünkü. Bununla adam baş edemez. (Adnan Oktar`ın 12 Kasım 2010 tarihli Harun Yahya Tv röportajından)

ADNAN OKTAR:  Bak "Eğer iç inizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler." Mehdi (a.s.) talebeleri de çok küçük bir toplulukla, dev dünyayı, dünyadaki ateist, Darwinist, materyalist sistemi yerle bir ediyorlar inşaAllah.  İsa Mesih (a.s.)'in talebeleri de öyle 1400 kişidir, İsa (a.s.)'nın talebeleri de. Yerle bir ediyorlar bak, 1400 kişiyle bütün dünyayı dize getiriyorlar Allah'ın izniyle. "Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener." Yani kalitenin önemine Cenab-ı Allah dikkat çekiyor. Yani sayı önemli değildir, kalite önemlidir. Yani kemiyet değil, keyfiyet önemlidir, bu anlama geliyor. "
Bediüzzaman Hazretleri de Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinin sayılarının az ancak etkilerinin manevi bir ordu gibi kuvvetli olacağına şöyle dikkat çekmiştir:
Bu (Mehdi (a.s.)’ın) vazife(si)nin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd (dayanışma) sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir (öğrencilerdir). Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. (Emirdağ Lahikası, 259)

Hz. Mehdi (a.s.)'ın 30 Kişilik Bir Çalışma Grubu Olacaktır

Hz. Mehdi (a.s.)'ın 313 kişilik talebelerinin arasında, çalışmalarında onu destekleyen 30 kişilik bir grup olacaktır. 

İmam (Hz. Mehdi (a.s.)) GÜÇLÜ OTUZ YARDIMCISIYLA, yalnız değildir. (El-Sahife El-Mehdiye'den Seçme Dualar, Seyyid Murtaza Müçtehidi Sistani, s. 49, Al-Bihar 52:153)ADNAN OKTAR: Mesela diyor ki Bediüzzaman; “deccaliyeti, Darwinizmi, materyalizmi yıkarken” diyor, “kendi talebelerinin içerisinde küçük bir ekip,” ayrı bir ekip bak, “kendi talebelerinden küçük bir ekip,  ayrı bir ekip ona bu konuda yardım eder” diyor. Yani Darwinizmi, materyalizmi yıkan eserlerin, kitapların hazırlanmasında bilim adamlarının, bir taifenin hazırladıkları eserleri alırlar, onlardan istifade ederek, Darwinizme, materyalizme karşı kitaplar, eserler hazırlarlar” diyor. Ama bunu yaparken Mehdi (a.s.)’nin vakti dardır” diyor, “azdır” diyor. “Vaktinin hal ve zamanı müsait olmaz” diyor. “Mehdi (a.s.) talebeleriyle beraber bu görevi yapar” diyor. “Fakat talebelerin bir kısmını bu işe görevlendirir” diyor, bir kısmını, “ve o bir kısım talebeleri o kitapları hazırlar ve onunla o birinci vazifeyi yapmış olur” diyor.

Cübbeli'nin Büyük Çelişkisi



BEYAN DERGİSİ’NİN KASIM 2002 SAYISI
DÜNYANIN ÖMRÜNÜN 7000 YIL OLDUĞUNA DAİR HADİSLERİN VARLIĞININ İSMAİLAĞA CEMAATİ TARAFINDAN KABUL EDİLDİĞİNİ İSPATLAMAKTADIR

Cübbeli 2 Ağustos 2009 tarihinde Kanal D de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına katıldığında insanlık tarihinin Hz. Adem (as)’dan itibaren en fazla 7000 yıl kadar olduğunu ancak buna dair hiçbir bir hadis-i şerif olmadığını söylemişti. Oysa Beyan Dergisi’nin Cübbeli’nin kontrolünde çıktığı Kasım 2002 sayısında; DÜNYANIN ÖMRÜNÜN 7000 YIL OLDUĞUNA DAİR 8 HADİSİN YER ALDIĞI “Celaleddin Suyuti’nin tasnifinden hadisler- Ahir zaman Mehdisinin Alametleri” kitabının ilanı yer almaktadır. Kasım 2002 tarihli Beyan Dergisi’nin 15. sayfasında yer alan ve bizzat yöneticileri tarafından dergi okuyucularına tavsiye edilen bu kitabın içeriğinden Muhterem Mahmut Hocaefendi Hazretleri başta olmak üzere Cübbeli ve diğer İsmailağa cemaati mensuplarından oluşan dergi kadrosunun haberinin olmaması imkansızdır. Aksine Beyan dergisinde yer alan tüm yazılar, tüm ilanlar, tüm tanıtımlar, bizzat bu kadronun onayını almış, ehl-i sünnet görüşüne uygun olduğu tasdik edilerek seçilmiş, özel yazı ve ilanlardır. Ayrıca Cübbeli’nin başka konuları örtmek için kullandığı diğer teviller gibi bu ilan için de “bu ilan benim kontrolümde değildi” gibi bir teville ortaya çıkması mümkün değildir. Çünkü Cübbeli 2002 yılında ne hapiste ne de başka bir yerdedir. Bizzat Beyan Dergisi’nin başındadır.

Bu nedenledir ki Cübbeli’nin dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğuna dair bir hadis bulunmadığına dair yaptığı açıklaması gerçeklere ve İsmailağa cemaatinin görüşlerine tamamen terstir. Eğer İsmailağa cemaati mensupları bu hadisleri muteber görmemiş olsalar ve ehl-i sünnet itikadine muhalif bulsalar söz konusu kitabın ilanının, o camia tarafından takip edilen Beyan Dergisi’nde yer almasına kesinlikle izin vermezlerdi.

Zaten Cübbeli; 2 Ağustos 2009 tarihinde Fatih Altaylı’nın Teke Tek programında yaptığı bu hatalı açıklamadan 1 ay sonra 13 Eylül 2009 tarihinde İsmailağa cemaatinin yayın organlarından olan Lalegül FM de bu hatasını düzeltmiş ve dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğuna dair hadis olduğunu söylemiştir. Bu düzeltmesi de Dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunun Peygamberimiz (sav)'e kadar bu ömürden 5600 yılın geçtiğinin ve bizim de geride kalan son 100 yılın içinde yaşadığımız gerçeğini ortaya koymaktadır. 


Kıyametin Vakti Bilinebilir mi?


Kıyamet saatinin vaktini yalnızca Allah bilir. İnsanlardan hiç kimse -Allah'ın dilemesi dışında- kıyametin ne zaman kopacağını bilemez. Bu konuda tek bilinen ise kıyamet saatinin yaklaşarak gelmekte olduğudur. Kuran'da bu konu şöyle haber verilmiştir:

İnsanlar, sana kıyamet-saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın Katındadır." Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakın da olabilir. (Ahzab Suresi, 63)

Allah'ın ayette bildirdiği gibi, kıyametin saati Allah'ın dilemesi dışında kimse tarafından bilinemez, ancak Peygamberimiz (sav)'in hadislerine ve Kuran'da yer alan işaretlere bakılıp yüzyıllık dönem olarak kıyametin hangi dönemde olabileceğine dair tahminde bulunulabilir. "İman eden hiç kimsenin kalmadığı, küfrün hakim olduğu bir dönemde kıyamet kopabilir" denilebilir. Nitekim büyük Ehl-i Sünnet alimi Berzenci Hazretleri ve Suyuti Hazretleri, Peygamberimiz (sav)'in hadislerine dayanarak ümmetin ömrünün Hicri 1500’ü geçmeyeceğini yani 1600'leri bulmayacağını söylemektedirler. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de, yine hadislerdeki bilgilere göre, Müslümanların Hicri 1506’lara kadar Allah’ın hak üzerinde galibane olarak devam edeceklerini, Hicri 1545 (Miladi 2120) tarihinde ise kıyametin kopmasının muhtemel olacağını ifade etmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.)