sahabeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sahabeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hz. Ali (r.a)' ın Hayatı




HZ. ALİ (RA) (599 -661)

Peygamber Efendimiz (sav)'in amcası Ebu Talip'in oğlu olan Hz. Ali (ra), küçük yaşta İslamiyet'i kabul eden ilk Müslümanlardandır.
Ayrıca Resulullah Efendimiz (sav)’in damadı ve Ehli Beyt’indendir.

Hz. Muhammed (sav)'in yanında büyümüş, onun eğitiminden geçerek yetişmiştir.
Hiç bir zaman putlara secde ve ibadet etmemiş, yalnızca Allah'a secde etmiştir.
Bu nedenle “KerremallâhüVecheh” (Allah yüzünü şereflendirsin) sıfatıyla anılmıştır..
Hz. Ali (ra) İslamiyet'i kabul ettiği küçük yaşlarından itibaren Peygamberimiz (sav)'in en yakın yardımcılarından olmuş, vefatına kadar onun yanından ayrılmamıştır.

Hicretten yaklaşık olarak 23 yıl önce Mekke'de doğan Hz. Ali Kuran ahlakını yaşamada Peygamberimiz (sav)'in örnek gösterdiği mübarek bir İslam halifesidir. İslam tarihinin en görkemli dönemlerinden olan "Dört Halife Dönemi"nin son halifesi olmuştur.
Hz.Muhammed(sav), sevgili tek kızıHz.Fâtıma’yı, Hz.Ali ile evlendirerek onu kendisine damad etmiştir.

Hz. Ali'nin Hz. Fatıma'dan Hasan, Hüseyin ve Muhsin adında 3 erkek, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm adında iki kızı olmuştur. Hz. Peygamber (sav)’in nesli Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın oğulları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’den devam etmiştir.    


Hz. Ali’nin,  Resulullah (Sav)’ e  Olan  Sevgisi Ve  Örnek İtaati

Muhammed bin Cerir-i Taberi, Hz. Ali (a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir.

Resulullah (sav) beni çağırdı ve şöyle buyurdu: “Ya Ali! Allah-u Teala, kendi yakınlarımı uyarıp korkutmamı emretmiştir. Sen bizim için bir yemek yap. Sonra Abdulmuttalib oğullarını, onlarla konuşmam için bir araya topla da iletmekle görevli olduğum şeyi onlara ileteyim.” 

Ben de Resulullah’ın emri üzere onları bir araya topladım, Resulullah (sav) onlara hitaben şöyle buyurdular: “Allah-u Teala, sizi O’na davet etmekle beni görevlendirmiştir. Sizlerden hanginiz, aranızda benim kardeşim, vasim ve halifem olmak istiyor?” Orada bulunanların hepsi sustular. Onların hepsinden yaşta küçük olmama rağmen; “Ya Resulullah! Ben senin yardımcın olmak istiyorum” dedim. Resulullah (sav) elini benim boynuma koyarak şöyle buyurdu: “Bu şahıs, benim sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifemdir; sözünü dinleyin ve emirlerine uyun.” (Tarih-i Taberi, c.2, s.62. )


İlim Öncüsü Bir İslam Halifesi

Hz. Ali (ra)'ın öne çıkan özelliklerinden biri, Allah'ın izniyle sahip olduğu ilimdir.
Sahip olduğu ilim, fıkıh metinleri ve hükümleriyle sınırlı kalmamış, matematik ve benzeri bilim dallarında da çağının öncülerinden olmuştu. Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Ali (ra)'ın bu önemli özelliğini bir hadis-i şerifinde şöyle övmüştür:

"Ben ilmin şehriyim, Ali (ra) ise kapısıdır." (Deylemi)

Hz. Ali daha çocukluğundan itibaren Peygamber Efendimiz (sav)'in yanında bulunmuş, Kuran ahlakını ve Kuran'ın hikmetlerini ondan öğrenmiş, onun vahiy katipliğini yapmıştır. Hz. Ali, Eshab-ı Kiramın en büyük fıkıh alimlerindendir.

Hz. Ali (a.s) şöyle derdi:
Ben Allah Resulü’nden duyduğum her şeyi mutlaka ezberler ve asla unutmazdım  (Bihârü'l-Envâr, c.35, s.329)

Sayın Adnan Oktar'ın 26 Aralık 2009 Tarihli Röportajı
Peygamberimiz (s.a.v) vahiyle bildiriyor, o yüzden son derece bilgiliydi Hz.Ali (a.s). Yani özel bilgileri de vardı.

Hz. Ali (Ra)'In Örnek Cesareti

Hz. Ali (ra)'ın ön plana çıkan diğer bir özelliği de örnek cesareti olmuştur.Hz. Ali Allah'tan başka kimseden korkmadan ve çekinmeden kararlılık göstermiş hiçbir şart ve ortamda Kuran ahlakından taviz vermemiştir.

Katıldığı tüm savaşlarda sancaktar olarak bulunmuş, sadeceTebük Seferi'ne Peygember Efendimiz (sav)'in emri ile Medine'de kaldığı için katılmamıştır.
Bedir savaşında henüz 25’li yaşlarında idi ve İslamiyet'i koruyanların başındaydı. Yetmiş yara almasına rağmen son ana kadar Resulullah (sav)’in yanında savaşmaya devam etti.
Uhud Savaşında Hz.Ali müşriklerle savaşırken ve Hz.Peygamber(sav)’i korurken elindeki kılıcı kırılmış, bunun üzerine Hz.Muhammed (sav) kendi kılıcı olan elindeki meşhur “Zülfikâr” adlı kılıcı vermiştir.

"Hz. Ali’nin kılıcı da Mehdi’nin yanında olacaktır. Bir rivayette de vardır. Zülfikar o da buradadır, Hz. Ali’nin kılıcı. Topkapı’dadır biliyorsunuz. Peygamber Efendimiz’in kılıçları da yanında olacaktır. Onları teberrüken kullanacaktır Hz. Mehdi. Yani yanında bir süs ve güzellik olarak bir süre bulunduracaktır."

Hendek Savaşı'nda, Araplar'ın ünlü savaşçısı Amr bin Abduved'i ağır bir darbeyle yere serdi. Hendek Savaşı'nın sonucunda Hz. Ali'nin bu başarısının önemli bir yeri vardır.

Hz. Ali Hayber Savaşı sırasında  Hayber kalesinin kapısını eli ile yıkmış ve bu kapıyı kendisi için kalkan olarak kullanmıştır.

"Tam mücahit. Hz. Ali (r.a.)’yi 17 yerinden yaralamışlardı, aslanım benim, ayakta aslan gibi daha hala devam ediyor. 17 yerinden yaralı, kılıç yarası aldı, inşaAllah. Bir tane kılıç yarası alsa insan takla atar, düşer. 17 yerinden yaraladılar benim aslanımı, maşaAllah. Dedemi. Aslan gibi yine ayaktaydı. Hayber Kalesi’nin kapısını söktü, inşaAllah. O adrenalinle maşaAllah."


Mekke fethedildiğinde Hz.Muhammed (sav) ile birlikte , Ka’be-i Muazzama’nın çevresindeki putları kırdılar; içerisine girip oradaki putları da yerlerinden sökerek dışarıya attılar.
Yüksekteki putların kırılması için Hz.Muhammed (sav), Hz.Ali’ye “Yâ Ali! Omuzlarıma bas çık, şunları indir, kır” diye buyurdular. Hz.Ali, Resulullah (sav)’ın omuzlarına basıp putları indirdi. O anda yaşadığı coşkulu Allah aşkını anlatırken  

“Bana öyle geldi ki, dileseydim göğe ulaşabilirdim” buyurmuşlardır.


Hz. Ali’nin Dış Görünümü Ve Güzelliği
Hz. Ali buğday tenli, yeşil gözlü, sık sakalları olan, güler yüzlü, geniş göğüslü, heybetli  bir  görünüşe sahipti.

ADNAN OKTAR'IN 23 EKİM 2009 TARİHLİ DEM TV RÖPORTAJINDAN
"Hz. Ali benim dedem aslan gibidir o böyle geniş omuzlu yeşil gözlüdür Hz. Ali. Pehlivandı o biliyorsunuz müthiş güçlüydü. Hayber kalesinin kapısını söktü kuvvetinin şiddetini oradan anlayın. Çok şakacıdır Hz. Ali,sevecen, neşeli, dışa dönük bir insandır, hayat doluydu. ...Benim dedem Hazreti Ali görenin nefesi kesilecek derecede yakışıklıydı."

Hz. Ali (RadiyallahuAnh)’In Bazı Lakapları

Şir-i Yezdan (Allah'ın Aslanı)
Kur'an-ı Natık (Konuşan Kuran)
Haydar(Arslan)
Haydar-ı Kerrar (Kahramanca döne döne düşmana saldıran)
Murtaza (Allah'ın razı olduğu kişi)
Şah-ı Velayet (Velilerin Şahı)
Emir’il müminin (Müminlerin Emiri )
Esedullah (Allah'ın Arslanı)
Şah-ı Merdan (Yiğitlerin Şahı)
Seyfullah (Allah’ın kılıcı)
Sultan-ül-eshiya  (Cömertlerin Sultanı)
Ebu Turab (Toprağın babası)

Hz. Ali (as) 661 yılında Ramazan ayının 19. gününün sabahı Kufe camiinde sabah namazını kılarken İbn-i Mülcem'in zehirli kılıcıyla aldığı darbe sonucu şehit olmuştur.
Hz. Ali, vefat etmek üzere iken buyurdu ki:

- Yeminle söylüyorum ki, umduğuma kavuştum. 

Resulullah (Sav) Hz. Ali’nin Şehadetini Önceden Haber Vermiştir

Resulullah (sav) Hz. Ali’ye Ebu Turab yani toprağın babası künyesini vermiş ve şehadetini haber vermiştir.

Allah Resulü (sav), Hz. Ali ve AmmarYasir’i yumuşak topraklar üzerine uzanıp uyurlarken gördü ve onları uyandırdı. Sonra elleriyle Hz. Ali’ye dokunarak şöyle buyurdu: “Uyan ey Ebu Turab! (toprağın babası) Sana insanların en bedbahtını haber vermemi ister misin? buyurdu ve sonra onlar iki kişidir buyurdu; biri (Salih’in ) devesini öldüren Uhmir Semud öteki ise (HZ. ALİ’NİN) KAFASINA İŞARET EDEREK BURAYA-KILICIYLA DARBE VURUP SAKALINI KANA BULAYACAK KİŞİDİR.”(MüsnediAhmed, c.4, s.263-264, 5/326, h.17857; s.327, h.17862; el-Müstedreku’s-Sahiheyn, 3:140, 3/151, h.4679; TarihulUmemivel Memluk 2:261, 408/2, Hicretin 2. Yıl olayları, es-Siretu’n-Nebeviyye, 2:236, 2/249; el-Bidayetuven-Nihaye 3:247, 303/2 hicretin 2. Yıl olayları.)

Peygamber Efendimiz (Sav) İn Hz. Ali (Ra) Hakkındaki Sözleri 
  • "Ali (ra)'yi seven, beni sevmiştir. Ona düşmanlık, bana düşmanlıktır. Onu inciten beni incitmiştir. Beni inciten de elbette Allah'ı incitmiş olur."(Taberani) 
  • "Her şeyin bir kanadı vardır, bu ümmetin kolu kanadı da Ebu Bekir (ra) ve Ömer (ra)'dir. Her şeyin bir kalkanı vardır, bu ümmetin kalkanı da Ali (ra)'dir." (Hatib)
Hz. Ali (Ra)'in Dilinden Hz. Mehdi (As)
Hz. Ali (ra) kendi soyundan gelecek olan Hz. Mehdi(as)’a karşı coşkun bir sevgi duyuyordu. Bir sözünde Hz. Mehdi (as)’a ulaşmak için her türlü engelin aşılması gerektiğini belirtmiştir.
Kapalı bir sandık içinde olsam dahi Mehdi (a.s)’a katılmak için kilidini kırar çıkarım. Çünkü orada Allah’ın halifesi Mehdi (as) vardır.  (Kıyamet Alametleri, Berzenci, sf. 171)
Bir diğer sözünde ise Hz. Mehdi (as) için dua etmiş ve “onu ne de çok görmek isterdim” diyerek Hz. Mehdi (as)’a olan sevgisini ve özlemini belirtmiştir:
Sonra Hz. Mehdi aleyhisselam’ın sıfatlarını sayarak buyurdu ki:“İÇİNİZDEKİ EN GENİŞ SIĞINAKTIR, İÇİNİZDE İLMİ EN ÇOK OLANDIR, VE DOSTLARINI, SEVDİKLERİNİ EN FAZLA ARAYIP SORANDIR. Allah’ım! Onun zuhurunu, hüzünlerin giderilmesine vesile kıl ve ümmetin dağınıklığını onunla topla! Eğer Allah seni muvaffak kılarsa ONUN BİATINA KOŞ (ONA TABİ OL) VE ONDAN ASLA VAZGEÇME. EĞER MUVAFFAK OLUR DA, ONA ULAŞIR VE HİDAYET OLURSAN ONDAN ASLA VAZGEÇME. Âh – ve eliyle göğsünü göstererek – onu ne de çok görmek isterdim.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 252)

PEYGAMBERİMİZ HZ. MEHDİ (A.S.)'IN ADINI BİLİYORDU ANCAK AÇIKLANMAMASI İÇİN HZ. ALİ'DEN SÖZ ALMIŞTI

Cabir, Ebu Cafer’den naklediyor, “Ömer, iman edenlerin Prensine (Hz. Ali’ye) Mehdi hakkında sorunca şöyle dedi: Ya İbn Ebu Talib (Hz. Ali) bana Mehdi’yi anlat. Adı nedir?” İman edenlerin Prensi (Hz. Ali) dedi ki: “Benim sevgili ve yakın dostum (Peygamberimiz (s.a.v.) dedi ki, YÜCE ALLAH ONU ORTAYA ÇIKARANA KADAR ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ADINI KİMSEYE SÖYLEMEMEM İÇİN BENDEN SÖZ ALDI. ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) ADI, YÜCE ALLAH’IN ELÇİSİNE EMANET ETTİĞİ BİLGİLERDEN BİRİDİR. (İkmal al Din) (Gaybet, Allame Muhammed Bakır El-Meclisi, Ansariyan Yayınları, İran, 2007)

SAYIN ADNAN OKTAR’IN 8 NİSAN 2010 TARİHLİ RÖPORTAJINDAN
ADNAN OKTAR: " EvvelAllahevvelAllah. Nasıl? Dünya hakimiyeti ile intikamını alıyor, değil mi? Hani soyu kesikti Peygamber (s.a.v.)’in değil mi? İşte o tahakkuk edecek, Peygamber (s.a.v.) neslinin dünya hakimiyeti tahakkuk edecek inşaAllah. Milyonlarca seyit ayaklanacak inşaAllah manen. Kanımızı talep edecek diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın alnına sürülmüştür Hasan (r.a.)’ın, Hüseyin’in (r.a.)’ın ve Ali (r.a.)’ın kanı. Onların intikamını alacak. İntikam nedir? Dünya hakimiyetidir, küfrün yeryüzünden silinmesidir. Tabii, üç çizgi olarak alnına sürüldü inşaAllah, inşaAllah.

Hz. Ebu Bekir Sıddık (r.a) 'ın Hayatı




HZ. EBU BEKİR SIDDIK (R.A.) (571-634)

Ömrü boyunca İslam ahlakının güzel bir temsilcisi ve Peygamberimiz (sav)'in yakın dostu olan Hz. Ebu Bekir 571 yılında Mekke’de doğmuştur .

İslam tarihinde "Dört Halife Dönemi" olarak adlandırılan dönemin ilk halifesidir. Her koşulda sergilediği Kuran ahlakı ile kendisine üstün başarılar nasip olmuş örnek bir Müslümandır.
Hz. Ebu Bekir, İslamiyet'in açıkça anlatılmaya başlanmadığı dönemde İslamiyet'i kabul etmiştir.

İslamiyet'i kabul ettiği andan itibaren İslam ahlakını en titiz şekilde yaşamıştır.
Peygamberimiz (sav)'in tebliğ mücadelesine gerek maddi olarak gerekse manevi olarak büyük destek vermiştir. Allah'a olan bağlılığı ve derin sevgisi ile birçok kişinin İslam ahlakını tanımasına vesile olmuştur.
 
Hz. Ebu Bekir'in Kişiliği 

Hz. Ebu Bekir, İslamiyet'i kabul etmeden önce de dürüstlüğü ile bilinen bir kişiydi. Kureyş'in ileri gelenlerinden ve mühim işlerde görüşmelere katılan istişare ehlindendi.
İslamiyet'ten önce, sadece kabileler tarafından seçilen ve tayin ettiği miktarlar kabul gören, üstün meziyetli kişilerin baktığı diyet ve borç işlerine Hz. Ebu Bekir bakardı.
Kureyşliler, diyetlerle ilgili onun verdiği kararlara uyar, onun takdir ettiği miktarları seve seve kabul ederlerdi.

Gençlik yıllarını, üstün bir ahlak sergileyerek geçiren Hz. Ebu Bekir, Hz. Muhammed (sav)'in nübüvvetinden önce de onun yakın bir dostuydu. Peygamberlik ile şereflenen Hz. Muhammed (sav)'in çağrısını ilk kabul edenlerden olduğu için Hz. Peygamber şöyle demişti: 

"Ebu Bekir, hiç tereddüt etmeden çağrımı kabul etti." (Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Cilt: 2 S: 31) 

Hz. Ebu Bekir, İslamiyet'in kabulünden sonra Peygamberimiz (sav)'in söylediği her söze uymuş ve daima Allah'ın sınırlarını korumuştur.
Dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da Resullullah (sav) tarafından "Sıddık" olarak isimlendirilmiştir. Hz. Ebu Bekir geniş ilmi, dini konulardaki derin bilgisi, isabetli kararları, keskin görüşü ve asaletli tutumuyla örnek bir sahabeydi.
Bedir Savaşı’nda oğlu Abdurrahman müşrikler safında yer aldığında oğluyla çarpışmış ve Allah’ın rızasını her şeyden üstün tuttuğunu göstermiştir.

Hz. Ebu Bekir'in Müminlere Örnek İnfakı 

Hz. Ebu Bekir servetinin tümünü Allah yolunda harcamıştır. Kureyşliler'in işkence ile tekrar putperestliğe çevirmek istediği esir konumunda olan birçok Müslüman'ın kurtarılması ile köle olanların sahiplerine önemli miktarda ödemeler yaparak özgürlüklerine kavuşmalarına vesile olmuştur.

Ticaretle uğraşan ve Allah'ın kendisine büyük zenginlik ve mülk nasip ettiği Hz. Ebu Bekir, tüm malını İslam ahlakının yayılması için infak ettiği için Resulullah (sav) onun hakkında şöyle buyurmuştur.

"Malını feda etmede en önde giden kişi Ebu Bekir'dir. Ebu Bekir ne güzel dosttur. Aramızda İslam kardeşliği ve sevgisi vardır"  (Buhârî, 8/Salât, 80/el-Huheve'l-Mamer) 

Hz. Ebu Bekir'in tüm malını Allah yolunda infak ettiği, bir başka rivayette ise şöyle aktarılmaktadır: 
Urve der ki: 
"Âişe (ra) bana şöyle haber verdi: O, öldüğünde geriye ne dirhem bıraktı ne de dinar." (Nevevî, Tehzibu'l-esma ve'l-lugat, II,189 İbn Hacer, el-İsabe fi temyizi's- sahabe IV, 279) 


Peygamberimiz (Sav)'in Ve Hz. Ebu Bekir'in Hicret Yolculuğu
 

Resulullah (sav), peygamberliğinin 14. yılının 27. Safer gecesi evinden ayrıldı ve Hz. Ebu Bekir'in evine geldi. Daha sonra Hz. Ebu Bekir ile birlikte Mekke'yi terk ettiler. Güneye doğru ilerleyerek Sevr Dağı diye bilinen dağa geldiler, burada bir mağaraya gizlendiler. Bu mağara Sevr dağındaki "Athal" adıyla bilinen mağaradır. Bu arada müşrikler mağaranın ağzına kadar geldiler. Ancak Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bu anda da Allah'a tam bir tevekkül içindeydi.

Siz O'na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O'na yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak O'nu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." (Tevbe Suresi, 40)
Müşrikler mağaranın girişinde örümceğin ağ ördüğünü ve güvercinlerin de yuva yapıp yumurta bıraktıklarını gördüklerinde içeride kimsenin bulunmadığını düşünerek geri döndüler.
Resulullah (sav) ile birlikte o sırada mağarada bulunan sadık arkadaşı Hz. Ebu Bekir (Radiyallahuanh)’dı. O da bu mucizevi olaya şahit olma şerefine erişmiş oldu.

Hz. Ebu Bekir'in Halifelik Dönemi 

Hicretten sonra da Hz. Muhammed (sav)'in yanından hiç ayrılmayan Hz. Ebu Bekir, Tebük savaşında bayrağı taşıdı.
Hicretin dokuzuncu yılında, Hac kafilesine başkanlık yapması için Hz. Muhammed (sav) tarafından görevlendirildi.
Peygamberimiz (sav), hastalandığı zaman, sahabeye namaz kıldırması için onu vekil tayin etti. Peygamber Efendimiz (sav)'in vefatından sonra ise, Hz. Ebu Bekirhalife seçildi. Hz. Ebu Bekir'in Hilafet görevini üstlendikten sonra halka hitaben yaptığı şu konuşma oldukça önemlidir:
 

"Ey halkım! Ben size yönetici oldum. Halbuki sizin en hayırlınız değilim. Eğer iyi işler yaparsam, bana yardım ediniz. Eğer yanlış işler yaparsam bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk, emanettir. Yalancılık, hıyanettir. Sizin en zayıfınız benim yanımda güçlüdür ki, onun hakkını müdafaa ederim. En güçlünüz benim yanımda zayıftır ki, başkasının hakkını ondan alırım." (Hz. Muhammed ve Hayatı, DIB Yayınları, Ankara, 1996, s. 435) 
Hz. Ebu Bekir bu sözleriyle İslam ahlakına sahip bir yöneticide olması gereken vasıfları en güzel şekilde özetlemektedir.İki yıl gibi kısa bir zaman süren halifelik görevi boyunca pek çok başarı elde etmiştir:
  • Peygamberimiz (sav)'in vefatından sonra aralarında ihtilaflar baş gösteren Müslümanları biraraya toplayıp devlet otoritesini yeniden sağladı. 
  • Kuran-ı Kerim'in toplanması ve korunması konusunda çalışmalar başlattı. 
  • İslam ahlakının ilk kez Arap Yarımadası dışında Suriye, Filistin ve Irak'ta yayılmasına vesile oldu.
  • Din ahlakının özünde olmayan hareketlere ve sahte peygamberlere karşı mücadale yürüttü. Bu sayede Kuran ahlakının Peygamber Efendimiz (sav) döneminde olduğu gibi yaşanmasını sağladı.
Hz. Ebu Bekir Kitap Ehli'ne Şefkat Ve Merhamet İle Yaklaşmıştır 
Savaş esnasında dahi Kitap Ehline karşı güzel ahlak gösterilmesi gerektiğini savunan Hz. Ebu Bekir'in ordusuna yaptığı bir konuşmada bu ahlak açık bir şekilde görülmektedir:

"Davanıza ihanet etmeyin. Savaşta bile insaftan ayrılmayın. Çocukları, yaşlıları, kadınları öldürmeyin zulmetmeyin, hurma ve diğer meyve ağaçlarını, koyun, keçi ve diğer hayvanları yemenin dışında bir amaçla kesmeyin, telef etmeyin. Kiliselerde ibadete çekilenlere rastlarsanız onları ibadetleri ile başbaşa bırakın. Size yiyecek, içecek ikram edilirse "Bismillah" demeden yemeyin, içmeyin." (İbnü'l-Esİr. el-Kâmil fi't-Tarih. II, 139) 

Peygamber Efendimiz (Sav)'in Dilinden Hz. Ebu Bekir'in Üstün Ahlakı 
  • Buhari'nin Ebu'd-Derda'dan rivayet ettiği uzun bir hadiste Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki, Allah beni, size peygamber olarak gönderdi, fakat bazıları inanmadı. Ebu Bekir ise, "Doğru söyledin!" dedi ve bana canıyla ve malıyla yardımcı oldu. Şimdi siz bu Aziz arkadaşımızı bu hususiyetiyle bana bırakırsınız değil mi?" (Rasulullah (sav) bu sözü iki kez söylemiştir). (Siyasi, Dini, Kültürel, Sosyal İslam Dini Cilt: 1 S: 269-270) 
Ebu Hurreyre'den rivayet edilen başka bir hadiste de Resulullah (sav) şöyle buyurdu: "Ebu Bekir hariç, iyiliğinin mükafatını vermediğimiz hiçbir kimse kalmamıştır. Onun bize öyle iyilikleri vardır ki, onların mükafatını kıyamet gününde Allahu Teala verecektir... (Siyasi, Dini, Kültürel, Sosyal İslam Tarihi, Kayıhan Yayınları, Hasan İbrahim Hasan, Ziya Kazıcı, İsmail Yiğit, Abdülkerim Özaydın, İdris Bostan, Fehamettin Başar Cilt: 1, S: 270)